Sıdk; ferdin, amel ve davranış bütünlüğünü koruyup, tehlike anında ve yalanla kurtulması söz konusu olduğu yerlerde bile, gizli-açık iç ve dış ayrılığına düşmemesi; ezkaza düşerse, yeniden Hak’la mutabakatı yakalayabilmek için hâlden hâle girmesi ve kıvrım kıvrım kıvranmasıdır ki; Hz. Cüneyd: “Sâdık kimse günde kırk defa hâlden hâle döner durur; aksine bu bir müraî ise, kırk sene ızdırapsız olarak kaldığı yerde kalır.”4 der.
Sıdkın en aşağı mertebesi, şahsın iç-dış, gizli-açık her hâlinin aynı çizgide cereyan etmesidir. Bundan sonra duygu, düşünce, tasavvur ve niyetlerde sâdık olma derecesi gelir. Bu itibarla sâdıklar, söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan kahramanlar; sıddîklar da, hayal, tasavvur, duygu, düşünce, hatta mimiklerine kadar her hâl ve tavırları itibarıyla doğruluğa kilitlenmiş hak erleri babayiğitlerdir.
Sözde, davranışta, azimde, vefada, amelde ve muamelede bütün meleke ve kabiliyetlerini doğruluğa yönlendirme, kâmil bir sadakat ve aynı zamanda bir peygamberlik vasfıdır ki, Kur’ân-ı Kerim: وَاذْكُرْ فِي الْكِتَابِ إِبْرٰهِيمَ إِنَّهُ كَانَ صِدِّيقًا نَبِيًّا“O yüce kitapta olanlar arasında İbrahim’i hatırla ki O sıddîk bir nebiydi.”5 diyerek, mutlak zikrin masruf olduğu işte bu zirveyi ihtar etmiştir. Sıdk, enbiyâ-i izâmın en önde gelen vasfı, her devirde imana ve Kur’ân’a hizmet mesleğinin en güçlü dinamiği olduğu gibi, öteki âlem itibarıyla da her mü’min için en sağlam bir kredi kartı ve en geçerli bir itibar senedidir. Allah: هٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِقِينَ صِدْقُهُمْ“Doğru olanlara doğruluklarının fayda verdiği gün bugündür.”6 buyurarak bu önemli hakikate dikkatlerimizi çeker.
Dipnotlar
- 4 el-Kuşeyrî, er-Risâletü’l-Kuşeyriyye s.211; İbn Kayyim, Medâricü’s-sâlikîn 2/274.
- 5 Meryem sûresi, 19/41.
- 6 Mâide sûresi, 5/119.