Enbiyâ, asfiyâ ve mukarrabîni zirveler zirvesine ulaştıran ve onlara mânevî terakkilerinde berk ve burak olan sıdk, şeytan ve onun avanesini aşağıların aşağısına sürükleyen de yalandır. Düşünceler ancak sıdkın kanatlarıyla pervâz eder ve değerler ufkuna ulaşabilir.. davranışlar ancak sadakat zemininde neşv ü nemâ bulur.. yalvarış ve yakarışlar ancak sıdkla eda edildiği ölçüde “İsm-i Âzam”a iktiran etmiş gibi, rahmet arşına ulaşır ve hüsn-ü kabul görür.. evet sıdk, âdeta İsm-i Âzam iksiri gibi tesir eder. Bâyezid-i Bistâmî, kendisinden İsm-i Âzam’ı soranlara: “Siz, Allah’ın isimleri içinde ism-i asgar (küçük isim) gösterin, ben de size İsm-i Âzam’ı göstereyim.” der ve ilave eder: “Bence İsm-i Âzam tesiri yapacak bir şey varsa, şüphesiz o da sıdktır; sadakatle hangi isim okunsa, o İsm-i Âzam olur.”7
Evet, Hz. Âdem’in alnında tevbe nurunu parlatan sıdktır.. dünyanın tufana gömüldüğü bir dönemde, Tufan Peygamberi’ne sefine-i necat olan sıdktır.. alev alev ateşler içinde Hz. Halil’i “berd ü selâm”a ulaştıran sıdktır.. evet o, âdiyât içinde emekleyip duran kimseleri hârikulâdeliklere yükselten bir peyk ve varlığın perde arkası kapılarını açan sırlı bir anahtardır. O peykle seyahat eden takılıp yollarda kalmaz, o anahtarı kullananın da yüzüne kapılar kapanmaz. Bu engin mülâhaza, âşıklar sultanı Hz. Mevlâna tarafından ne hoş terennüm edilir:
Dipnotlar
- 7 Bkz.: Ebû Nuaym, Hilyetü’l-evliyâ 10/39.