İçeriğe geç

Bazen, ruhtaki bu infial bedene akseder, onu raks ve semâa zorlar. İnsan iradesinin “hâl”e yenik düştüğü bu durumlarda âşık mazur sayılır:

فَقُلْ لِلَّذِي يَنْهٰى عَنِ الْوَجْدِ أَهْلَهُ…..إِذَا لَمْ تَذُقْ مَعَنَا شَرَابَ الْهَوٰى دَعْنَا!
إِذَا اهْتزَّتِ الْأَرْوَاحُ شَوْقًا إِلَى اللِّقَاءِ…..تَرَقَّصَتِ الْأَشْبَاحُ يَا جَاهِلَ الْمَعْنٰى!
فَيَا حَادِيَ الْعُشَّاقِ قُمْ وَاحْدُ قَائِمًا…..وَزَمْزِمْ لَنَا بِاسْـمِ الْحَبِيبِ وَرَوِّحْنَا!

“Vecd ehlini hususî hâllerinden vazgeçirmek isteyene: ‘Sen bizimle aşk şarabını tatmadın, bırak bizi!’ de. ‘Behey mânâ bilmez nâdan; ruhlar sevgiliye karşı şevkle köpürünce, cesetler oynamaya başlar. Ey âşıkları coşturup mâşuka sevk eden rehber! Ayağa kalk ve onları şahlandır; kalk sevgilinin adıyla gönüllerimize hayat üfle!”

Acz ü fakr yolu itibarıyla şevk, hizmette fütur getirmeme, ye’se düşmeme; maruz kalınan en kötü, en çirkin gibi görünen durumlarda bile, Cenâb-ı Hakk’ın bir eser-i rahmeti var olabileceği mülâhazasıyla buruk, hüzünlü fakat ümitli bir bekleyiş ve Allah’a karşı fevkalâde güven içinde bulunma şeklinde yorumlanmıştır ki, günümüz hizmet erlerinin dört buud ve dört derinliklerinden biri sayılır.

اَللّٰهُمَّ إِنَّا نَسْأَلُكَ شَوْقًا إِلٰى لِقَائِكَ وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سَيِّدِ الْمُشْتَاقِينَ.
202