Efendimiz de, bu hususa temas buyurarak: “Kulun kalbi müstakim olmadıkça imanı müstakim olamaz, lisanı dosdoğru olmayınca da kalbi müstakim olamaz.”7 ferman ederler. Bir başka beyanlarında ise: “Her sabah insanoğlunun uzuvları lisana karşı: ‘Bizim hakkımızda Allah’tan kork; zira sen müstakim olursan biz de müstakim oluruz; sen eğri-büğrü olursan biz de eğriliriz’ derler.”8 diye önemli bir mevzuu ihtarda bulunur.
Son olarak bir can alıcı hatırlatmayı da Es’ad Muhlis Paşa’dan dinleyelim:
“İstikamette gerektir reviş-i9 sıdk u sebât
Kademin merkeze koy, devrede perkârın10 ucu.”
اَللّٰهُمَّ ﴿اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ﴾
وَصَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ سَيِّدِ الْمُتَّقِينَ وَاٰلِه۪ أَجْمَعِينَ.
Dipnotlar
- 7 Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/198; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 10/227.
- 8 Tirmizî, zühd 60; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 3/95.
- 9 Gidiş, hâl, tavır.
- 10 Pergel.
95