İçeriğe geç

Hâlinde istikamet olmayan hak yolcusunun; bütün sa’y ü gayreti boşa gideceği gibi, israf ettiği zamandan ötürü de, böyle birinin her zaman sorgulanması söz konusu olabilir. Yolun başında, neticeye ulaşmak için istikamet şart ve bir yol azığıdır; sülûkün nihayetinde ise, Hakk’ı bilmenin bedeli, Hak mârifetine ermenin de şükrüdür ki vacip sayılır. İşin başında zikzakların yaşanmaması, yol esnasında ferdin kendini murâkabesi, nihayette de O’nunla alâkalı olmayan bütün düşünce ve davranışlara karşı kapanması, istikametin önemli alâmetlerindendir..

كَسِي دَانَم زِ اَهْلِ اِسْتِقَامَتْ…..كِه بَاشَدْ بَر سَرِ كُويِ هِدَايت
بَا اَنْوَار هُوِيت جَان سُپرده…..زِاُوسَـاخِ طَبِيعَت پَـاك مُرْدَه

“İstikamet erlerinden birini bilirim ki, hidayet köyünün başını tutmuş durur. Bu, hüviyet nurlarına canını ısmarlamış ve tabiat kirlerinden pâk olarak ölmüştür.” diyen hak dostu ne hoş söyler!

Kul, her zaman istikametin tâlibi olmalı, keşf ü kerametin değil; zira istikameti isteyen Allah, harikulâdelere dilbeste olan da kuldur. Bizim gönül kaptırdıklarımız mı, yoksa Allah’ın istedikleri mi..?

Bâyezid-i Bistâmî’ye: “Falan kimse suda yürüyor, havada uçuyor.” dediklerinde, Hazret: “Balıklar, kurbağalar da suda yüzüyor; sinekler, kuşlar da havada uçuyor. Görseniz ki bir adam seccadesini suya sermiş yüzüyor veya havada bağdaş kurmuş oturuyor; zinhâr ona iltifat etmeyiniz! Onun hâl ve hareketlerindeki istikamete ve onların da Sünnet’e uygunluğuna bakınız!”5 buyurur.. ve bize, harikalar atmosferinde pervâz etmeyi değil, istikameti ve kulluk zemininde yüzü yerde olmayı salıklar…

93