İçeriğe geç

İstikamet, Hakk’a kurbet yolunda üç basamaklı bir merdivenin son basamağıdır. İlk menzil “takvîm”dir ki; hak yolcusu, bu mertebede İslâm’ın nazarî ve amelî bölümlerinde temrinat yapa yapa onu tabiatının bir parçası hâline getirerek, bir ölçüde nefsini aşmaya muvaffak olur. İkinci menzil “ikamet” ve “sükûn”dur ki; sâlik, âlem-i emre ait mesâvîden –ki riya, süm’a, ucub gibi kullukla telifi imkânsız yaramaz şeylerdir– uzaklaşarak, kalbini şirke ve şirk şaibelerine karşı korumaya alır. Üçüncü menzil, “istikamet”tir ki, bu makam, Hak yolundaki seyyaha sır kapılarının aralandığı makamdır ve ilâhî vâridâtın keramet ve ikram unvanıyla indiği kutup noktadır. Bu mânâdaki istikamet, ehl-i hak arasında bilinegeldiği şekliyle çok defa âdiyattan sıyrılarak, “yedullah” kuşağında “kadem-i sıdk” üzere yaşamaktır ki, burası aynı zamanda ilâhî eltâfın sağanak sağanak olduğu bir harikalar iklimidir. Bu iklimde çiçekler hiç solmaz.. burada yamaçlar kar-kış bilmez.. ve burada hep baharlar tüllenir durur ki وَأَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّرِيقَةِ لَأَسْقَيْنَاهُمْ مَۤاءً غَدَقًا6 beyanı da bu temâdi ve ölümsüzlüğü ifade etmektedir. Zira, âyette سَقَيْنَا yerine أَسْقَيْنَا buyrulması bu gerçeğe parmak bastığı gibi, مَۤاءً غَدَقًا’nın bol su mânâsına gelmesi ve اِسْتَقَامُوا’daki س’in de talebi tazammun etmesi, burada bize bilhassa şu hususu hatırlatmaktadır: Siz tevhid üzere taleb-i ikamet, Allah ve Resûlü’yle aranızdaki ahitlere riayet ettiğiniz ve ilâhî hudutları da koruyup-kolladığınız sürece suyu kesilmez bu çeşme hep akacaktır.

94