İçeriğe geç

Ayrıca böyle bir vazifede koşan başka insan ve cemaatler varsa, o zaman “Hakkı sadece ben temsil ediyorum, ancak ben anlatabilirim.” tavrıyla ortaya çıkmak, ihlâslı da olsa, bir bakıma nefisperestlik sayılacağından Allah indinde makbul değildir ve ondan da olabildiğince uzak kalınmalıdır. Bundan başka, Ehl-i Sünnet çizgisinde hakka hizmet eden herkes alkışlanmalı; hakka hürmet ve hakkın hatırı adına hiç kimse tenkit edilmemeli, çürütülmemeli ve hizmet hesabına herkesin enerjisinden istifade edilmelidir.

28. Hak ve hakikatler, önce fıtratı, hâli ve inançları müsait olanlara anlatılmalıdır

Hak ve hakikati gönüllere duyurma istikametinde vazife yaparken önce fıtratı, hâli ve inançları müsait ve alnı iyi-kötü secdeye varmış olanlara, “Peygamber vardır veya duymuştum.” diyenlere ve dinlediklerinde tepkileri “Evet” olacak kimselere müracaat etmek uygun olur. Esasen yüzde 80 durumu böyle olan neslimizin samimî bir cazibe karşısında hüsnü kabul göstereceğini ümit ediyoruz.

Alnı kirli ve nasır bağlamış, kalbi mühürlenmiş, belli bir zihniyete bağlı, dönmeme niyetinde ve hasım vaziyeti almış kimselerle meşgul olmak boşunadır; hatta böyleleriyle meşgul olmanın bazı zararları da vardır:

a) Başkalarına, bu türlü kimselerle oturulabileceği fikrini telkin eder;

b) Kendileriyle bir arada bulunanların ruh dünyalarını örseler, menfî atmosferleriyle onların duygularına tesir eder, hatta namazlarındaki zevki bile kaçırabilir. Kur’ân’da, “En küçük bir meyille olsun zulmedenlere meyletmeyin.31 diye emredilir. Yalnız, kendileriyle oturulmalarında fayda mülâhaza edilen ve hak ve hakikat anlatıldığında dinleyen kişilerle aramızda, gelir bize katılır mülâhazasıyla bir açık kapı bulundurulması faydadan hâlî değildir. Hele bu anlatma, garazsız, ivazsız ve her türlü çıkar düşüncesinden uzak ise…

216