İçeriğe geç

Sonra, fertlerle diz dize karşılıklı oturup hâlleşme, sohbet etme, dert ve şüpheleri dinleyip izaleye çalışma ve gönülleri İslâmî güzelliklerle donatma her zaman mümkün olsa da, aynı şeyi kitleler için düşünmek mümkün değildir. Evet, kitlelerde hisler belli şeylerle coşturulsa bile, fert fert ruhlara muttali olma ve hissiyata vâkıf bulunma gibi avantajların hiçbirine sahip olunamaz.

26. Ya hayır söylenmeli ya da susulmalıdır

Bu vazifenin esaslarından biri de, dilde de sırat-ı müstakîmi tutturmaktır. Dilin hak ve hakikate tercüman olma yolunda kullanılmaması eğer tefritse, tumturaklı laflarla, fuzulî ve boş yere kullanılması da ifrattır. Mizah, fıkra, başkalarını tenkit, lafazanlık, yersiz şakalaşma, hep bu tefrit cinsindendir. Kişi ya hayır söylemeli ya da sükut etmelidir..30 ve dil, daima hakka tercüman olmalıdır.

27. Bir şeyi anlatmada güçlük çekiyorsak, onu başkasına anlattırmalıyız

Her mevzuda ortaya atılıp, her meseleye cevap verme iddiasında bulunmak, benliğin altında kalıp ezilmek demektir. Bize yöneltilen bir mesele, sahamıza ait değilse, o mevzuu çapına uygun anlatamayabiliriz. Sonra, bizim anlatmamıza reaksiyon olabilir; samimî de olsak yine rahatsızlık, hatta nefret uyandırabilir ve bu arada hem hakikat hırpalanır, hem de muhatabımız boşlukta kalabilir. Böyle durumlarda, anlatmayı ehil olan arkadaşımıza bırakarak onun anlatmasıyla iktifa etmeli, ona destek olmalı, onun başarısını alkışlamalı ve onunla övünmesini bilmeliyiz.

215