İçeriğe geç

Huzursuzluk çıkararak huzur sağlanmaz. Gönüllerin salâh ve huzuru, gönüllere girmekten ve Gönüller Sultanı’nın hareket tarzına tâbi olmaktan geçer. Muhabbetten husumete vakit bulamamak, sulh ve asayişin müdafii ve muhafızı olmak ve emniyet kuvvetleriyle Mehmetçiğin yardımcısı olarak kalmak, gönüllere girmeyi dert edinenler için çok önemlidir. Bizim vazifemiz, başkalarının küfür, dalâlet ve günahlarının kritiğini yapmak değil, bilakis kendi nefislerimizin muhasebesini yapıp, vazifemizi hakkıyla eda edebilme kaygısıdır. Zaten, başkalarının dalâletiyle fazla meşgul olmayıp, kendi hâlimizi ıslaha çalışmamız âyetin emridir.25

Evet, biz kendimizi ıslaha çalıştığımız sürece başkalarının dalâleti bize zarar vermeyecektir. Bu bakımdan, müspetin ve güzelin nâşiri olmak mecburiyetindeyiz. Siyer ve meğâzî kitaplarını okuduğunuzda göreceksiniz ki, Efendimiz, ehl-i iman ile ehl-i küfür arasında kuvvet dengesi olmadığı zamanlarda daima gönüllere girme yollarını aramış ve tabyeden tabyeye intikal etmiştir.

Taif’i düşünün.! Bilhassa, her an uğrunda ölüme atılmaya hazır yüzlerce sahabe varken, Resûlullah’ın Hudeybiye’de ismini bizzat kendi eliyle sildiğini düşünün! Ziyaret etmek üzere Kâbe’nin yanıbaşına kadar geldikden sonra, niyet ve düşüncelerine rağmen geriye dönüşlerini düşünün..! İhtida edip İslâmiyet’e girenleri geriye çevirmesini düşünün.. ve sonra Hudeybiye’nin, aradan geçen birkaç yıl içinde hak ve hakikatin neşri adına nasıl bir ‘feth-i mübin’ olduğunu düşünün!

Sonra, onca hain nazarlara rağmen, Efendimiz’in uygulamaya koyduğu hareket stratejisini kavrayamayan ve on binlik İslâm ordusuyla karşılaşınca da, çaresizlik ve şoke olmuşluk içinde ister-istemez iman eden Ebû Süfyan ve arkadaşlarını düşünün..!

212