İçeriğe geç

Allah’ın: Göklerin ve yerin iç yüzünü düşünün, ledünniyatına bakın, niçin ve nedenler âlemine dikkat edin demesi; oturup, boşu boşuna düşünün demek değildir. Labaratuara girin, kimya gözüyle, fizik dürbünüyle, biyoloji mikroskobuyla bakın. Herşeyi derinlemesine inceleyin, tahliller ile sentezlere varın. Atamon hareketinde Allah vardır! Hücrenin yapısında, Allah birdir! Nebülozların dönüşünde Allah en büyüktür! haykırışlarını duyun demektir.

YARATILIŞ MUCİZESİ:

İnsan, Allah’ın dediği ve ilmin tasdik ettiği gibi, Hazret-i Âdem’den mi neş’et etmiştir, yoksa canlı bir organizmanın tekamülü ile mi meydana gelmiştir?

Kur’ân diyor ki: Hazret-i İsa’nın yaratılışı hakkında tereddüte düşüyorlar. Allah’ın kudretini anlamayan, hayatın menşeini ve mahlûkatın ayakta duruş keyfiyetini derkedemeyen gözleri perdeli insanlar ‘Hazret-i İsa, babasız nasıl oldu?’ diyerek, hayret ediyorlar. Kur’ân, Hazret-i İsa’nın yaratılışını mucize olarak anlatırken, nazarlarımızı Hazret-i Âdem’in yaratılışına çeviriyor. Hazret-i İsa’nın yaratılışı da, tıpkı Hazret-i Âdem’in yaratılışı gibidir. Allah Âdem (as), yeryüzündeki bütün varlıkların terkiplerinde bulunan, onları meydana getiren şeylerin esasından mürekkep olan çamurdan yarattı. O çamuru Destgah-ı Kudret’inde yoğurdu, Âdem (as) şeklini verdi. Allah O’na ol dedi. O da bir kanunla oluverdi. [24]

Bazıları tekamül nazarîyesi diyerek, mağara devri hikayeleri anlatırlar. Önceleri yosunlar vardı. Sonra su kenarlarında basit mahluklar oluştu. Bunlar tekamül ederek hayvanlar ve maymunlar hâline geldi. Maymunlar da tekamül ederek, tedricen insan hâline geldi, bugünkü formunu aldı diyerek, yaratılışı sakat ve çürük bir mantığa oturtmaya çalışırlar. [25]

24