İçeriğe geç

Bu istifhamlara ve daha yüzlercesine cevap verilmeden kaçınılsaydı, Bunlar kaderi alâkadar eder, bu hususta düşünmek ve söz söylemek memnudur denseydi… Dünkü kelâmcının, büyük İslâm mütefekkirlerinin meseleyi vuzuha kavuşturur beyanları olmasaydı, gönüller ve kâlbler bu günden çok evvel bir süre şüphe ile dolacak ve bugünkü neslin maruz kaldığı imansızlık felâketi asırlar öncesinden hâkimiyet kuracaktı.

Evet A.Camus’un Saçmaları ile dile getirmek istediği Vebası ile isyan ettiği hususlar işte bunlardı.. Bunlardı Hristiyanlığın cevapsız bıraktığı meseleler.. Bunlardı İslâm’da da cevabı yokmuş gibi yerli kâfirler tarafından her fırsatta nesle sunulan öldürücü yudumlar ve işte bunlardı yirminci asrın simsiyah bulutlarla örtülü sinesinde buhranların oynaşmasının, fıkırdaşmasının asıl sebebi…

Eğer büyük terbiyeciler küfür- ^ımân muvazenelerine vakıf olsalardı.. Eğer yirmi dört saat yaralanan neslin ruhuna, Nur-u Kur’ân’dan Yirmi Dördüncü Mektubu üflemeyi akıl etselerdi.. Eğer kaderin yüzünden peçeyi kaldırıp îlâhî takdir ile insan iradesinin sarmaş dolaş olduğunu görselerdi.. Ve eğer tefekkürü nefyeden hâttâ ondan ürkenler, hayatlarıyla, düşünce dünyalarıyla bu büyük gerçeğin sınırlar aşmasına perde olmasalardı, bugün, ayaktaki kangren, beyindeki kanser, bu kadar onulmaz hale gelmezdi.

Allah Resûlü (sav) eşyanın hakikatına vakıf olmayı diliyor. Allah’tan yeni tefekkür semeresi olarak, Allah’ın gönüle Ledün Âleminden hikmet akıtmasını istiyor. Sonra bir saat tefekkürü senelerce yapılacak ibadete denk tutuyor. Zira insan, ancak düşünerek yaşadığı hayatta Yaşadım diyebilecektir. Ve yaşadığı nisbettedir ki, duyguları inkişaf edecek ve ötelelerin ötesinde, sermedî manzaralardan haz duymaktan sınırsızlığa erecektir.

Hayatın zikzaklarındaki ma’nâyı düşünmeden yaşayan nâdanların, hikmetin tefekkür üzerinde açmış bir çiçek olduğunu anlamalarına imkân var mı?

Allah gönlümüzü hikmete âşık, ruhumuzu tefekküre hahişkâr eylesin.

Âsûde bir şafak

165