İçeriğe geç

Söz buraya gelmişken Efendimiz’in şu mübarek beyanlarını hatırlayabiliriz: “Allah bana farzları yerine getirmeyi emrettiği gibi insanlarla geçinmeyi de emir buyurdu.”87 Evet, Allah Resûlü herkesin anlayışına, düşünce dünyasına, yetiştiği kültür ortamına göre onlarla münasebet geliştirmekle emredilmişti. Aksi takdirde O’nun Allah’tan gelen mesajı muhataplarına ulaştırması söz konusu olamazdı. İnsanlar O’nu öncelikle davranışlarıyla, temsiliyle kabul etmeliydiler ki sonra sözlerine de kulak versinler. Esasen söz, davranışlardaki müphem ve kapalı kalan noktaları izah etmeye matuf olmalıdır. Yani öncelikli olan, tavır ve davranışlardır. Söz arkadan gelmelidir. Şahsi hayatınız itibarıyla sizi sadık, emin, güvenilir, aklı başında, iffet ve ismet sahibi olarak gören insanlar sizin sözlerinize de kulak vereceklerdir. Sözleriniz, tavır ve davranışlarınızda kapalı kalan noktaları açıklayacak, mücmel kalan hususları tafsil edecek, tereddüt ve şüpheleri giderecektir. İşte bütün bunlar da ancak insanlarla yakın münasebetler geliştirmekle hâsıl olur.

İki Şerden Daha Hafif Olanını Tercih

Öte yandan, size ve başkalarına zarar verme ihtimali olan kötü niyetli, kötü tıynetli insanların da sizinle aynı toplumun içerisinde yaşadığını unutmamalısınız. Siz derdinizi, davanızı neşretmeye çalışırken bu tür insanlarla da karşı karşıya geleceksiniz. Onların, sizin toplum yararına yaptığınız işlere mâni olmamalarını sağlamak da yine sizin bir vazifenizdir. İşte bu tür kimselerle kurulacak bazı insani ve dinî ilişkiler, girilen bir kısım tavır ve davranışlar kimileri tarafından “taviz”, “müdarat”, “mümaşat” olarak görülebilir. Ancak siz daha büyük fayda ve maslahatlar gördüğünüz, gelmesi kuvvetle muhtemel zararlardan sakınmak istediğiniz için bunları yaparsınız. Bir kısım “tavizler” verseniz de bunun karşılığında daha büyük kazanımların ortaya çıkacağına

150