Allah Resûlü’nün Örnekliği
Her tavrı bizim için en güzel örnek olan Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) hayatı bu tür diyalogların misalleriyle doludur. O, Necran’dan gelen Hıristiyan heyetini, Mescid-i Nebevî’nin içinde misafir etmişti. Aynı şekilde farklı ülkelerden gelen elçiler de yine orada misafir ediliyordu. Efendimiz onlarla konuşuyor, onları dinliyor, onlara hediyeler takdim ediyor, izzet ü ikramda bulunuyor ve onlarla bazı anlaşmalar akdediyordu. Aynı şekilde onlardan gelen hediyeleri de kabul ediyor ve kullanıyordu. Nebiyy-i Ekrem’in şahsi hayatı ve Allah’la irtibatı açısından çok sağlam bir duruş ortaya koyması farklı kesimlerle diyaloğa geçmesine, onlara karşı fevkalâde müsamahakâr davranmasına mâni olmuyordu. Zira bu, O’nun risalet vazifesinin bir gereğiydi. O, bir taraftan dinin hükümlerini milimi milimine yaşıyor, diğer yandan da insanlara karşı hep saygılı davranıyordu. Zira O, tavırları, davranışları, insanlarla münasebetleri, sözleri açısından tam bir edep âbidesiydi. İnsanlığın İftihar Tablosu’nun bu engin müsamaha ufku ve civanmert tavırları karşısında muhataplarında da O’na karşı bir alaka hissi oluşuyordu. O da üstün fetanetiyle bu hissi kendi davası adına çok iyi değerlendiriyordu.Demek ki diyalog adına yapılan bu tür faaliyetlerin hiçbiri dinimizin temel esaslarına aykırı değildir. Bunları dinden taviz verme olarak görmek büyük bir hata olur. Çünkü bunlara “taviz” demek, İnsanlığın İftihar Tablosu’nun hayat-ı seniyyelerini ve getirdiği mesajı anlamamak demektir. Böyle düşünen bir insanın fikrî ve itikadî bir inhiraf yaşadığında şüphe yoktur. Peygamber Efendimiz’e has sınırlı bazı davranışları bir kenara bırakacak olursak, bir Müslümanın O’nun yaptığı şeyleri yapmaktan uzak durması söz konusu olamaz. O, Rehber-i Küll’dür, hayatın bütün alanlarında bizler için mükemmel bir örnektir. Bizler O’nun örnekliğini takip etmiş olmasaydık belki de kendi hislerimizle hareket edecek, o nurdan istifade edemeyecektik.