İçeriğe geç

madan, ibadet etmeden de Müslümanlık olabileceği düşünülüyor. Daha da kötüsü yapılan haksızlıklara, zulümlere, yolsuzluklara dinî kılıflar giydiriliyor. “Her tür kötülüğü işlesen bile yine de halis muhlis Müslüman olabilirsin.” gibi çarpık bir anlayış gelişiyor. Bu anlayışı sorgulayan insanlar da tekfir ve tadlil ediliyor (kâfir olmakla, yoldan çıkmakla suçlanıyor). Dinde çok korkunç bir tahribat yaşanıyor. Müslümanlık münafıklık derekesine indiriliyor. İslam dünyasındaki en dâhi insanlar, nadide dimağlar, yüksek fetanetler himmetlerini bir araya getirseler, günümüzün teknik ve teknolojisini çok iyi kullanarak ses ve soluklarını dünyanın dört bir yanına ulaştırmaya çalışsalar dahi hâl-i hazırda yaşanan böylesine bir deformasyonu çeyrek asırdan evvel tamir ve ıslah edemezler. Ancak ekstradan bir ilahi yardım olursa bu mümkün olabilir.

Dünyevi Mülahazalara Feda Edilen Müslümanlık

Maalesef günümüzde hakiki iman, ibadet ve din duygusu yıkılmıştır. İnsanlar ne ailede ne sokakta ne mektepte ne de mabette İslam’ı doğru şekilde öğreniyorlar. Her şey tamamen dünyevi mülahazalara, çıkar ve menfaatlere bağlanıyor. Din dahi buna alet ediliyor. Zimamı elinde tutan idarecilerin tek derdi ise makamlarını koruyabilmek ve hâkimiyetlerini devam ettirebilmek. Bunu sağlama adına her yola başvuruyor, karalamadık insan bırakmıyorlar. Karanlık emellerine ulaşabilmek için her gün ayrı bir yalan ve iftiraya başvuruyor, en yüz kızartıcı günahları irtikâp etmekten geri durmuyorlar. Kirli siyasetleriyle kitleleri idlal ve iğfal ediyor (yoldan çıkarıyor, kandırıyor), onların kalblerini ve kafalarını zehirliyorlar. Dolayısıyla niceleri hakiki Müslümanlıktan, samimi kulluktan, kalb ve ruh hayatından, ihsan şuurundan fersah fersah uzaklaşıyorlar.İslamiyet, yirmi birinci asırda maruz kaldığı talihsizlik ve sahipsizliğe, hiçbir asırda bu denli maruz kalmamıştır. Din, iman

126