re imandır, ibadettir, ihsandır, ihlastır, kalb ve ruhun hayat derecelerinde yolculuğa çıkabilmektir. Sofilerin ifadesiyle seyr ilallah, seyr fillah, seyr maallah, seyr anillah ufuklarında dolaşabilmektir. Fâni yüzüne aldanmadan dünyayı ahireti kazanacak bir yer hâline getirebilmektir.
Dejenere Olan Müslümanlık
Ne var ki günümüz Müslümanları bu tür mülahazalardan çok uzaklaştı. Mana ve özü bırakarak şekil ve suretlere kandı. Bu geri gitmede idareyi elinde tutanların sorumluluğu çok büyüktür. Zira onlar ortaya güzel bir temsil koyamadıkları gibi yapıp ettikleriyle de Müslümanlığın çehresini kararttılar. Müslüman olduklarını iddia ettikleri, hatta kendilerini Müslümanların hâmisi gibi gösterdikleri hâlde, zulme bulaştılar, milletin hukukuna tecavüz ettiler, hırsızlık ve yolsuzluk yaptılar, rüşvet alıp verdiler, insanları din, dil, ırk, mezhep üzerinden ayrıştırma yoluna gittiler, muhalif gördükleri kesimleri ezdiler… Üstelik bütün bu şenaat ve denaetleri Müslümanlık adına yaptılar. Bunlar din adına öyle korkunç bir deformasyon ve dejenerasyon yaşanmasına yol açtı ki muhtemelen daha önceki asırlarda en azılı düşmanların yapmış olduğu tahribat bu kadar büyük olmamıştı. Çünkü onların karşısına dikilecek imanı, ihlası temsil eden Alparslanlar, Melikşahlar, Kılıçarslanlar, Selahaddin Eyyübiler, Nureddin Zengiler, Şîrkûhlar vardı. Onlar, âdeta aydınlığın karanlık karşısında başkaldırarak “Buraya kadar!” demesi gibi hak dine düşmanlık edenlere karşı kıyam etmiş ve Müslümanlığın izzetini korumuşlardı.Günümüzdeki tablo ise tamamıyla farklıdır. Müslümanlığa sahip çıkması gereken kişiler bilerek ve isteyerek dini kendi algılarına, menfaatlerine göre kullanıyorlar, dinin hükümlerini çarpıtıyorlar ve bunu Müslümanların gözlerinin içine baka baka yalan söyleyerek yapıyorlar. Bunun neticesinde de insanların zihninde, İslam’ın bütün levsiyat ve mesaviye (kötülük ve çirkinliğe) geçit vermesi mümkünmüş gibi yanlış bir anlayış oluşuyor. Namaz kıl-