İçeriğe geç

O hâlde insan, dünyasını ahirete göre kurgulamalı ve planlamalıdır. Dünyayı, ahirete götürecek kısa bir yol veya meyvelerini, mükâfatını ahirette alacağı bir tarla, bir bahçe olarak görmelidir. Cennet yolunun yolcusu olabilenler için dünyada yerine getirilen görevler, çekilen sıkıntılar birer geçici eleme dönüşecek ve bunlar, ahiret hayatında sahibine bitmez tükenmez bir azık hâline gelecektir. Ahirette katedilmesi gereken yollar dünyaya göre daha uzun, aşılması gereken yokuşlar daha sarp olduğu için kendimizi oraya göre hazırlamak, azığımızı da tastamam almak zorundayız.Allah’a gönülden iman eden kişi için asıl kazanç Cenab-ı Hakk’ın rızasına, rıdvanına, rü’yetine, teveccühüne, iltifat esintilerine, ”Ben senden razıyım.” hitabına mazhar olabilmektir. Hz. Pîr’in ifadesiyle, binlerce sene mesudane cennet hayatı, Cenab-ı Hakk’ın cemalini bir lahza müşahede etmeye mukabil gelmez.74 Ehl-i Sünnet itikadının nazmen (şiirle) özetlendiği Bed’ülemâlî isimli eserde, Cenab-ı Hakk’ın cemal-i bâ-kemalini (kusursuz, mükemmel güzellikte olan, Allah) gören müminlerin cennet nimetlerini unutacakları ifade edilir.75 Bizim nizam, intizam, ahenk, mana, muhteva, estetik adına kâinatta gördüğümüz ne kadar güzellik varsa hepsinin kaynağı O’dur. Zira dünyanın binlerce sene mesudane hayatı da cennetin bir dakikasına mukabil gelmez. Kur’ân-ı Kerim’de yer alan cennet tasvirlerine bakacak olursanız, cennet nimetlerinin büyüklüğünü, onların dünya nimetleriyle kıyas dahi edilemeyeceğini görürsünüz.Evet, orada Cenab-ı Hakk’ın rü’yetine mazhar olanların gözünde cennet tamamen silinip gideceği gibi cennet nimetleriyle müşerref olanların gözünde de içindeki bütün güzelliklerle birlikte dünya silinip gidecektir. Uhrevi nimetler insanları öyle büyüleyecek, kendinden geçirecektir ki onlar, ”Meğer hayat buymuş.” diyeceklerdir. Böyle bir hayatı kazanmanın yolu ise başta da ifade ettiğimiz üze-

124