İçeriğe geç

Kıvam Kahramanlarını Bekleyen Vazife

Hz. Pîr adanmış ruhları bekleyen ağır mükellefiyeti, asırlardır rehnedar olmuş (yıkılmış) bir kalenin tamiri şeklinde resmediyor.126 Maalesef birkaç asırdır toplumu ayakta tutan temel değerler yıkıldı ve korkunç bir deformasyon yaşandı. Ne dine saygı kaldı ne de kutsallara. Müslümanları bir arada tutan bağlar koptu, birlik ve beraberlik bozuldu, i’lâ-yı kelimetullah davası unutuldu. Kendilerini, asırlardır rehnedar olan bu kaleyi tamir etmekle mükellef gören adanmış ruhların, bütün bu problemlerin üstesinden gelebilmeleri kıvamlarına bağlıdır. Zira gerçek kıvamını bulmuş insanların –Allah’ın izni ve inayetiyle– çözemeyeceği problem yoktur.Hz. Musa’nın (aleyhisselam) etrafındaki insanlara, Kudüs’e girmeleri emredildiğinde o, kavmine şu emri vermişti: ”Ey kavmim! Haydi Allah’ın size yazdığı mukaddes topraklara girin, sakın geri dönüp kaçmayın. Yoksa hüsrana düşerek perişan olursunuz.”127 Ne var ki onlar henüz gösterilen hedefe yürüyecek kıvama sahip değillerdi. Nitekim şu cevaplarıyla da bunu göstermiş oldular: ”Ya Musa! O zorbalar orada oldukları müddetçe biz asla oraya giremeyiz. Sen git, Rabbinle beraber onlarla savaşın, biz burada oturuyoruz.”128 Cenab-ı Hak da gerçek kıvamlarını bulabilmeleri için kırk yıl boyunca onlara çöllerde çile çektirdi, bir nevi seyr u sülûk yaptırdı. Cenab-ı Hak, ancak kırk yılın ardından seyr u sülûklarını tamamladıktan sonra onlara mukaddes beldenin kapılarını ardına kadar açtı, onlar da Hz. Yuşa İbn Nun’un önderliğinde şehre girdiler.Müslümanlığı gündelik siyasete alet etmekle, demagojiyle, büyük iddialarla, hamaset ve edebiyatla, yalan ve aldatmayla problem çözülmez, bilakis bunlar mevcut problemleri daha da büyütür. Bugün çokça kullanılan tabirle “siyasal İslam” denilen

243