iman hâsıl ediyor, öyle bir metafizik gerilim oluşturuyordu ki maruz kaldıkları sıkıntı ve felaketler karşısında sarsılmıyor, bildikleri yolda hiç tereddüt etmeden yürümeye devam ediyor ve en kötü görünen hadiseleri bile tebessümle karşılayabiliyorlardı.Bugünün dünyasında ise Bediüzzaman’ın isabetle belirttiği üzere mücadelenin şekli değişmiştir.125 Evet, gelinen zaman diliminde maddi kılıcın yerini Kur’ân ve Sünnet’in elmas düsturları almıştır. Biz, kendi yolumuza, değerlerimize delice bağlı olmanın yanında, herkesi kendi konumunda kabul ediyor, herkesle diyaloğa açık duruyor ve dünyada umumi bir sulh atmosferinin oluşması için adımlar atıyoruz. Bunun yanında evrensel insani değerlere vurguda bulunuyor ve farklı duygu ve düşüncelere sahip insanlarla asgari müştereklerde de olsa buluşmaya çalışıyoruz. Allah ile insanlar arasındaki engellerin bertaraf edilmesi için kullanılacak argümanların değiştiği bugünün dünyasında muvaffak olma da yine kıvama bağlıdır.Gerçi bizler bir yönüyle sahabenin sahip olduğu avantajlara sahip değiliz. Onlar gibi Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) mübarek atmosferinden, ilahi vahyin ilk muhatabı olmaktan mahrumuz. Allah Resûlü’nün sunduğu mesajlar asırlardır nurlarını etraf-ı âleme neşrede ede bugünlere kadar gelmiş olsa da bazılarımızın nazarında tesirini, tazeliğini ve taravetini kaybedebiliyor. Bununla birlikte hem Kur’ân’ın mesajı hem Efendimiz’in örnek hayatı ve sözleri hem de Müslümanların asırlardır bu iki kaynaktan hareketle ortaya koydukları tecrübeler ve eserler elimizdedir. Kur’ân’a gönülden yönelir, sürekli onunla meşgul olur ve –tabiri caiz ise– “Kur’ânlaşırsak” aradığımız ve ihtiyaç duyduğumuz her şeyi onda bulabiliriz. Yeniden Kur’ân’a yönelerek, onu bize nazil oluyor gibi okuyarak, siyerin felsefesini çok iyi anlayarak ve seleften bize intikal eden mirasa sahip çıkarak biz de birer kıvam kahramanı hâline gelebiliriz.