İçeriğe geç

Bu itibarla, her bir araya geldiğimizde mukavemet sistemimizi geliştirme ve manevi açıdan güçlenme meselesini gündemimizin birinci sırasına almak, insanları cismaniyetten kurtarıp kalb ve ruhun hayat derecelerine yükseltme işini öncelemek, oturup kalktığımız her yerde iman-ı billah, marifetullah ve muhabbetullah üzerinde durmak, iman ve Kur’ân’a dair eserleri duyarak, anlayarak, karşılaştırarak, müzakere ederek daha derince okumak, tembel zihinleri yeniden harekete geçirmek, heyecanı sönmüş ruhlara yeniden heyecan üflemek zorundayız. Tevbe Sûresi’nin 122. âyetinde ifade edildiği gibi özellikle bir zümrenin diğerlerinin talim ve irşadıyla meşgul olması çok önemlidir. Bu, gayret ve ciddiyet isteyen oldukça mühim bir meseledir. Zira işin burası tamam olduktan sonra diğer dışa ait işleri yürütmek çok kolaylaşır.Maalesef bu konuya yeterince ağırlık verdiğimiz söylenemez. Önceliklerin tespitinde hata edebiliyoruz. Müesseseler açma, onları idare etme, sosyal aktiviteler düzenleme derken okuma, düşünme ve manevi beslenmeye gerektiği kadar zaman ayıramıyoruz. Belli faaliyetlerin yapılması, plan ve projelerin geliştirilmesi, sevk ve idare gibi işleri daha önemli görebiliyor, toplantı ve istişarelerimizi sadece bunlara hasredebiliyoruz. Hatta yer yer kendimizi okumadan, tefekkürden, evrad ü ezkârdan müstağni (uzak) bile görebiliyor, bürokratik işlere aldanabiliyoruz. Diğer bir ifadeyle, işleri evirip çevirme, etrafı görüp gözetme bizi keyfiyetten uzaklaştırabiliyor. Oysaki evrad ü ezkârdan uzak kalan, bizim duygu ve düşüncemizi aksettiren kitapları okumayan, manevi dünyası itibarıyla sürekli yenilenmeyen bir insan kurumaya mahkûmdur, kim olursa olsun.Bu konuda kendimizi bir kere daha gözden geçirmeye şiddetle ihtiyacımız var. “Biz, hak ve hakikati muhtaç gönüllere duyurma adına ön saflarda canla başla mücadele veriyoruz. Dolayısıyla okumaya, müzakereye, tefekküre vaktimiz kalmıyor.” gibi düşünceler şeytanın dürtülerinden başka bir şey değildir. Bu tür düşünceleri bir kenara bırakarak, çay

206