İçeriğe geç

Allah’ın güç ve kudretine dayayan, her şeyi O’ndan bekleyen biri, Bediüzzaman’ın ifadesiyle, kâinata meydan okuyabilir.109

Bir hadis-i şerifte müminin izzetinin, gönül tokluğuna sahip olmakta ve insanlara el açmamakta olduğu ifade edilir. Böyle hareket edenler, müstağni insanlardır. Allah’ın kendilerine ihsan ettiği imkânları, nimetleri yeterli görürler. Kimseye el açmaz, kimsenin eline bakmazlar. Onların, kimsenin malında mülkünde, makamında mansıbında gözleri yoktur. Çünkü onlar gözlerini yalnız rıza-yı ilahiye dikmişlerdir. Yapacakları her şeyde O’nun muradını ve memnuniyetini esas alırlar. Böyle bir duygu ve düşünceye sahip olabilmek cihanların fethinden daha yücedir.Enaniyetin, bencilliğin, nefisperestliğin, tenperverliğin, ikbal duygusunun başını alıp gittiği günümüzde insanların böylesine saf ve duru duygulara ulaşması hiç de kolay görünmüyor. Yürünen güzergâhlar çok kirli, geçilen köprüler çok tehlikeli, karşımızda duran manzaralar çok kafa karıştırıcı, meydana gelen olaylar baş döndürücü, bakış bulandırıcı mahiyette. Günahlar, görenek ve alışkanlıklarla her tarafa hızlıca yayılıyor. Kitleler şuursuzca dünya zevklerinin arkasında koşuyor ve farkına varmadan bütün uhrevi varidatlarını dünya uğruna feda ediyorlar. Bir kara delik tarafından çekildiklerinin farkında bile değiller. Bu yüzden Allah’ın inayeti olmadığı sürece, ruh, kalb ve his selametinin korunması çok zor görünüyor.Bununla birlikte, dünyanın onca eracifine rağmen gözünü Allah’ın rıza ve rıdvanına dikmiş insanlar da az değil. Onlar, dünyanın binlerce sene mesudane hayatının cennetin bir saatine, cennetin binlerce sene mesudane hayatının da rü’yet-i cemalin (Allah’ın cennetten müminler tarafından görülmesi) bir dakikasına mukabil gelmeyeceğini çok iyi biliyorlar. Cennet nimetlerinin buradaki her türlü zevk ü sefadan çok daha tatlı ve lezzetli olduğunun farkındalar.

209