İçeriğe geç

olarak okul yapar. Fakat onun içindeki bu menfi duygu, bir gün o okulun ya manen ya da maddeten cayır cayır yanmasına sebebiyet verir. Yani Cenab-ı Hak, niyeti bozuk olduğundan dolayı o insanın içindeki bu olumsuz duygularla onu cezalandırır. Ancak kendini hasedin ve kıskançlığın girdabına kaptırmış insanların bu tür manevi sebepleri anlamaları mümkün değildir.

Dolayısıyla diyebiliriz ki tevfik-i ilahiye ulaşma yolunda manevi sebepler de en az maddi sebepler kadar önemlidir. Ne var ki Hazreti Pîr’in ifadesiyle “Her şeyi maddede arayanların akılları gözlerindedir, göz ise maneviyatta kördür.”21 Hâlbuki insan basar (maddi göz) yanında bir de basirete (kalb gözü) bağlı şeylerin olduğunu hiçbir zaman unutmamalıdır. Basiretin arkasında idrak, ihsas, ihtisas, iman, Allah’ı bilme duygusu, ilham ve varidatlar vardır. Bunların mevcudiyetleri görmezlikten gelinemez. Bazıları bunların farkında olmasalar bile öyle insanlar vardır ki manevi unsurları çok iyi tanır, bilir, onların dilinden anlar ve âdeta fiziki bir objeyi elde çeviriyor gibi onları ellerinde evirip çevirir.Gerçek ve kalıcı başarı için kendini Allah’a adamış insanların tevfik-i ilahiye ulaştıran maddi ve manevi sebepleri çok iyi bilmeleri ve bu sebeplerin sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiğinin şuurunda olmaları gerekir. Başka bir ifadeyle, adanmış ruhlar hizmet adına değişik yerlerde planlar yapmalı, okul ve üniversite gibi kurumların açılmasıyla ilgili projeler geliştirmeli ve bütün bunlarla dünyanın dört bir yanında ruhlarının ilhamlarını müstaid (ilhamı almaya hazır) gönüllere duyurmaya çalışmalıdır. Aynı zamanda manevi kıvam mevzuunda da onların tam tekmil hazırlıklı olmaları gerekir. Ayrıca bir kısım olumsuz hadiseler karşısında sarsılmama, yılmama ve Allah’ın izni ve inayetiyle, fırtınalara karşı dimdik ayakta durabilme de manevi saiklerin kıymetini bilmeye bağlıdır.

43