sonra Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) terbiyesinde en uzun süre kalanlardan biridir. O, Allah Resûlü’nün, hakkında, “ َفَاِطَِمَُةُ َبَْضْ َعٌَةٌ ِمِِّن�ِي َفََمَْنْ َأَْغَْضَ َبََهَا َأَْغَْضَ َبَِِنِيFâtıma benden bir parçadır. Onu üzen beni üzmüş olur.”31 buyurduğu Hazreti Fâtıma’yla evlenmiş ve böylece Efendimiz’le (aleyhissalâtü vesselam) arasında farklı bir yakınlık daha teessüs etmiştir. Resûl-i Ekrem Efendimiz sık sık onların hanesine uğramış, gece gündüz fark etmeksizin yanlarında bulunmuş, torunlarını kucağına alıp sevmiştir. Dolayısıyla Hazreti Ali her zaman Efendimiz’in hissiyatını soluklama imkânı bulmuştur.
Ayrıca Allah Resûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) mübarek torunları bu kutlu hanede dünyaya gelmiş ve Efendimiz’in nesli de onlardan devam etmiştir. Hazreti Hasan şeriflerin, Hazreti Hüseyin de seyyitlerin babası olmuştur. Bu açıdan Hazreti Ali Efendimiz’in; Ebu’l-Hasan eş-Şâzilî, Ahmed Rifâî, Abdülkâdir Geylânî ve Muhammed Bahâuddin Nakşibend gibi çok büyük kutupların ceddi olması itibarıyla apayrı bir yeri vardır.
“Ebû Bekir Olmasaydı, Müslümanlık Olmazdı”
Diğer halifelerin de kendilerine mahsus hususiyetleri vardır. Mesela Hazreti Ebû Bekir Efendimiz’in belli noktalardaki perdedarlığı çok önemlidir. Onun ilk defa Allah Resûlü’ne sahip çıkması, Hicret esnasında Efendimiz’le birlikte yürüdüğü zorlu yollarda tehlikeleri göğüslemesi, kâfirlerin Efendimiz’in üzerine çullandıkları zaman O’nun önüne atılıp mümin-i âl-i Firavn’un
dediği gibi ُ“ َأََتَْقُْتُُلُ وَنَ َرَُجُاًلا َأَْنْ َيَُقُ وَلَ َرَِِّب�َِيَ اُهللRabbim Allah dediğin� den dolayı adamı öldürecek misiniz?”32demesi çok önemlidir.33Cevahir kadrini cevher-fürûşân olmayan bilmez. Yani değerli bir
Dipnotlar
- Buhârî, fezâilü’l-ashab 12; Müslim, fezâilü’s-sahabe 93-94.
- Mü’min Sûresi, 40/28.
- Buhârî, fezâilu’s-sahabe 5; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned, 3/204.