Evet insanlık, değişik dönemlerde bir kısım yanlışlara kilitlenmiş ama her dönemin cahiliyesi farklı farklı olmuştur. Meselâ insanlar, Hz. Nuh döneminde Vedd, Suvâ’, Yağûs, Yeûk ve Nesr gibi putlara inanmış. Halbuki İbn Abbas’ın ifadesiyle onlar, kendi dönemlerinin salih, milletlerine iyilik yapmış âbide insanlarıydılar. Ne var ki avam halk, önce onların birer resimlerini çizip onlara bakarak onların yaptıkları şeyleri hatırlamak ve onları örnek almayı düşünmüşlerdi. Oysaki daha sonra bu maksadı unutmuş ve o resimleri put hâline getirmişlerdi.20 Yine Hz. Hud’un (aleyhisselâm) cemaati kendilerine göre bir kısım tabular edinmiş, saplandıkları bataklıktan başlarını kaldırıp hakikati görememiş ve eşyanın perde arkasını sezememiş, varlık ve eşyaya takılmışlardı. Gelen peygamberler o problemleri çözmüş ve doğru olanı onlara göstermişti. Ama bütün bunlar birer kavim ve kabile çapında değişimler, yeni ifadesiyle oluşum ve inkılâplardı. Hz. Musa’da da, Hz. Mesih’de de durum aynıydı.. nitekim Kur’ân onların kavimlerine sözlerini hikâye ederken, “Ey kavmim, ey cemaatim..” ifadelerini kullanır. Efendimiz’de ise durum çok farklıdır: O, bütün insanlığa gönderilmiş bir peygamber olarak bunu açıktan ilan etmiş ve “Ben bütün insanlığa gönderilmiş bir peygamberim.”21 diyerek âlemşümul bir elçi olduğunu ilanla işe başlamıştı.