Bilhassa idareciler, hangi müessese olursa olsun iktisatlı konuşmalıdırlar; meselâ bir düşünceyi kafasında evirip çevirmeli, acaba bunu kaç kelime ile anlatırım deyip onun hesabını yapmalı ve öyle konuşmalıdır. Sofîler, kıllet-i kelâmı (az konuşma) riyazet yolunun önemli esaslarından biri saymışlardır. “Sözün en hayırlısı, az ve delâletli olanıdır.” altın sözü, Hz. Ömer’e aittir. Atalarımız da, “Çok konuşanın çok sakatatı olur.” demişlerdir. Hayvanın sakatatı bellidir; bağırsağı, karnı, bacakları vs. Fakat çok konuşan insanların bütün varlığı sakatat olabilir. Sakatat hâline gelmemek için, çoğu zaman sükut tercih edilmelidir.
Vefa
İnsana ancak iman soluk aldırtabilir. Benim çok farklı bir vefa hissiyatım var. Bu, başkalarına tuhaf gelebilir ama, benim için gayet tabiîdir. Meselâ birisi kalkıp benden elbiselerimi istese, hemen çıkarır veririm, hatta canımı dahi verebilirim. Ama kahve içtiğim bir fincan kırılınca sanki kafamın bir tarafı kırılmış gibi olur ve fevkalâde üzülürüm. Bana bu esnada deseler ki, “Bunların kırılması mukadderdi. Bu kadar teessüre gerek yok”; ben de, “Aman benim yanımda kırılmasın da, nerede kırılırsa kırılsın” derim.
Keza üzerinde notlarım bulunan bir kâğıdı atarken, aman saygısız davrandım, bu kâğıt çok işe yaramıştı der ve üzülürüm. Bu sebepledir ki, uzun zaman not aldığım kâğıtları bir yere istif edip biriktiriyorum. Onları çöp kutusuna yırtıp atmak ağır geliyor bana. Ama o kadar işe yaramaz kâğıdı korumak da zordu. Şimdi bir değirmen buldum, onları değirmene atıp öğütüyorum, sonra da ebediyete mazhar olsun diye parçalarını bir yere gömüyorum.