İnsanlar için imtihan vesilesi bir hayli çoktur. Bunlardan biri de İmam Rabbânî, Mevlâna, Bediüzzaman ve emsali şahısları kabullenmektir. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) döneminde, O’nunla birlikte yaşayıp da O’nun büyüklüğünü kabul etmeyen insanlar, kendi içlerinde birtakım saplantıları aşamadıklarından dolayı, –Hâşâ, yüz bin defa hâşâ!– Efendimiz’i yetersiz ve küçük görmüş; “Cenâb-ı Hakk’ın ihsanı yerli yerine verilmedi.”3 gibi bir yoruma girmişlerdir.. girmişler ve imtihanı kaybetmişlerdir. Aslında bu durum, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) zamanında olduğu gibi, diğer peygamberler ve büyükler için de söz konusudur.
Yalnız burada şöyle bir hususa dikkat etmek gerekir. Başta peygamberler olmak üzere böylesi büyük zatlar, sırf imtihan vesilesi olmak için yaratılmış değillerdir. Burada asıl problem, kaybeden kişilerin kendi içlerinde bir kısım problemlere takılıp kalmalarıdır. Cenâb-ı Hakk’ın ihsanlarının nasıl tecellî edeceğini biz bilemeyiz.. evet, bazen O, kapımızın herhangi bir halâyikini bile tutup başımıza getirebilir.
Dipnotlar
- 3 Bkz.: Zuhruf sûresi, 43/30-32.