İçeriğe geç

Hz. Ömer, Zübeyr b. Avvam’ın arkasından günlerce koştu. Zira onu bir ordunun başına getirmek istiyordu.

Zübeyr ki, Allah Resûlü’nün halasının oğluydu. Zübeyr ki, Hz. Ebû Bekir’in damadıydı. Zübeyr ki, havarîler havarîsiydi. Ve yine Zübeyr ki, Esmâ’nın kocası, Abdullah ve Urve’nin de babasıydı. Evet, bütün bunlara rağmen o, Hz. Ömer’e her defasında şöyle cevap veriyordu:

“Yâ Ömer! Ben Allah Resûlü zamanında hep bir nefer olarak savaştım. Bırak beni öyle kalayım ve Rabbimin huzuruna bir nefer olarak varayım…” Aslında o, neferliği kumandanlığa tercih ediyordu.

Yine Hz. Ömer halifeydi. İran’a karşı savaşacak ordunun başına bir kumandan tayin etmek istiyordu ve o, ne yapmak istediğini çok iyi biliyordu. Mescide girdi. Numan b. Mukarrin’in namazını bitirmesini bekledi. Zira bu zat savaş dışındaki vakitlerini her zaman mescitte geçirmeye çalışırdı.

Söze Ömer (radıyallâhu anh) başladı: “Numan, sana bir vazife vermek istiyorum.”

O buna şöyle karşılık verdi: “Ey Allah Resûlü’nün halifesi, imametse, hayır. Ama bir harp meydanına gidip şehit olmaksa, evet!”

İkinci şık gerçekleşti; o, yeniden harp meydanlarına döndü. Birkaç muvaffakiyetten sonra da aradığı şehadeti buldu ve şehit oldu.

Haber geldiğinde Hz. Ömer minberde hutbe irad ediyordu. Bir çocuk gibi hıçkıra hıçkıra ağladı ve “Ey Numan, senin gibi bir kumandan daha bulsam da harp meydanlarına göndersem!” dedi.11

Evet, Numan b. Mukarrin, harp meydanında ölmeyi, bir yerde vali olmaya tercih ediyor. Zira, o ve onun gibi olanlar hep birer hizmet insanıydılar.

c. Hizmet İnsanının Vasıfları

154