İçeriğe geç

Bunlar, toplumun bugünüyle ve yarınıyla o kadar alâka-dardırlar ki; yerinde, düşüncelerini kahramanca haykırmalarına karşılık, zaman zaman “kuluçka”, “folluk” deyip yumurta ve civcivlere zarar vermemek için tir tir titrer, akla hayale gelmedik tezyiflere, tahkirlere katlanır ve bir “lâ havle..” çekerek, köpük köpük magmalar gibi his ve heyecanlarını sinelerine hapseder, sonra da hiçbir şey olmamışçasına yürür giderler. Gerektiğinde güle güle ölüme doğru yürümekten, hayretengiz bir yiğitlikle başkaları için kendilerini feda etmekten ve yine bir itfaiyeci gibi yerinde seve seve kendini ateşlere atmaktan geri durmayan bu hissî ruhlar, yaptıkları her şeyi bir vazife şuuru ve ibadet neşvesiyle yapar.. yapıp ettikleri şeyler karşısında kimseden şükran beklemez.. yardım edilecek kimselerin yardımına vaktinde koşmamayı affedilmez bir nakîse ve vefasızlık sayar ve tereddüt göstermeden kendilerini sorgularlar.

Bunlar, her zaman ümitle yaşar.. ümitlerine göre idealize ettikleri plan ve projelerini destekleyecek, gerçekleştirecek maddî-mânevî dinamikleri değerlendirmede kusur etmez.. bütün bunlardan sonra da, ihlâsa mazhariyet ve Allah hoşnutluğu dışında hiçbir beklentiye girmez.. hizmetine ve talepsiz sancılarına terettüp eden mükâfat, mevhibe ve vâridâtı da, her zaman ya bir “istidrâc”1 endişesi veya “tahdîs-i nimet”2 mülâhazasıyla hatırlar; korkularını yutkunarak, sevinçlerini de Hakk’a itimadın neşideleri hâline getirip mırıldanarak ifade eder ve hep birer temkin insanı olarak yaşarlar.

121