İçeriğe geç

Evet İslâm, insanı; imanı, mârifeti, muhabbeti, aşkı ve ruhanî zevkleriyle, bir mânâda meleklerin dahi önünde görür ve onu sevmeyi Yaratan’la münasebetin önemli bir ifadesi bilir.. ve tabiî ona karşı saygısızlığı da sahibine karşı ciddi bir hürmetsizlik telâkki eder. Bu itibarla da bizim en başta yapmamız gerekli olan şey, insanoğlunun elinden alınan değerleri yeniden ona iade etmek ve bu değerleri “ebed-müddet” koruyacak nesiller yetiştirmek olmalıdır.

Sâniyen, birlikte hareket etmek de çok önemlidir. Her ferdin, şahsî duygu, şahsî düşünce ve hissiyatını yüksek bir idealin emrine vererek, onun etrafında aklî, mantıkî, kalbî, ruhî birleşme mânâsında bir kolektif şuur. Aslında hakiki mânâda bir ahlâkîlik veya lâahlâkîlik de, ancak dört başı mamur böyle bir toplumun ferdi olmakla ortaya çıkacaktır. Toplumdan kopuk olan münzevîlerin ahlâkîlik veya lâahlâkîliklerinden söz edilemez. Kaldı ki, toplum içinde bulunup toplu yaşamaktan kaynaklanan bazı olumsuzluklara katlanmayı İslâm cihad saymıştır. Zaten, gerçek bir ahlâk toplumu da, herkese kendi ihtiyarıyla dünyevî ve uhrevî mutluluk vaad eden ve kendi iradeleriyle bir mefkûreye teslim olan topluluktur. Böyle bir toplum içinde, imanın birleştiriciliği, aşkın eriticiliği, gayenin yüceliği, ego kaynaklı olumsuzluklara yol vermez ki, kaynağı egoizma olan lâahlâkîlik o bünyede boy atıp gelişsin.

213