İçeriğe geç

Dinin, bütün buudlarıyla varlık ve hayat adına teklif ettiği çözümler, insan ilminin, insan zekâsının sınırlarını aştığı için, bazılarını ve bilhassa da çağın bilim disiplinlerine sımsıkı bağlı bulunanları zahiren tatmin etmeyebilir.. hatta böyleleri, dinin, hassasiyetle üzerinde durduğu pek çok yüksek hakikati, üzerinde durulmaya değmeyen bir kısım gerçek dışı hayaller, faraziyeler görebilirler. Ancak ilim tarihine bakıldığında görülecektir ki, ilâhî kitaplarda anlatılıp da bizim bir türlü akıl erdiremediğimiz nice mesele var ki, dün bir çırpıda her şeyi inkâr edenler bile bugün onlara yumuşak bakıyorlar. Aslında dinin ne onlara ne de onların teyit, tasdik ve imzalarına ihtiyacı yoktur (vardır?). Ancak, düne kadar dinin de, dindarın da can alıcı hasmı gibi davranan pek çok aydının (!) bugün birdenbire çark edip metafizik meselelerde, Kur’ân’ın ezel ve ebed buudlu mesajlarını, en sağlam referanslar kabul etmeleri de üzerinde durup düşünmeye değer bir husustur…

Vâkıa, dinin ahlâkî değerler ve fazilet açısından müessiriyetini, dünden bugüne aklı başında hiç kimse münakaşa etmemişti ve edememişti; ama, bu mesele günümüzde daha bir münakaşaya kapalı hâle gelmiştir.

Evet, bunca yıldır Çin’den, Maçin’den getirilen ahlâkî düşünce ve felsefenin kitleler üzerinde ciddî hiçbir yapıcı tesiri olmadığını gördükçe dinin o yenilmez ve âlemşümul gücü karşısında hepimiz daha da bir büyüleniyor ve ona koşuyoruz.

111