İçeriğe geç

Zaten mevsimlik düşünceleriyle, neyi ve kimi tutacaklarını önceden kestirmeleri de, âdeta imkân haricidir. Bugün yahşi çektiklerine, bir müddet sonra lânet okumaları gayet tabiî ve olağan şeylerdendir. Dün yerin dibine batırdıklarını, bugün bir ulu hakan gibi şişirip göklere çıkarmaları da nadir olan vak’alardan değildir. Bu itibarla, onların, ne tutup birisini semavî hüviyetler bahşederek melekleştirmelerine, ne de bin lânet deyip gayyalara savurmalarına kat’iyen itimat edilmemelidir.

Evet, ne onların omuzlarında yükselenler emin olup övünmeli, ne de tardettikleri, ümitsizliğe düşüp mahzun olmalıdır. Zira, hiçbir irade eseri göstermeyen bu akılsız nâmertler, her gün ayrı bir meselenin havarîsi kesilip ayrı bir nağme tutturageldiklerinden, bugün yerdiklerini yarın övmeyeceklerine, övdüklerini de yermeyeceklerine dair herhangi bir şey söylemek âdeta imkânsızdır.

Bir bakarsın onlar, bir hizip veya grubun en hararetli dellâlı kesilmişlerdir. Ve o hususta müsamahasız, merhametsiz ve insafsızdırlar. İstediklerini Cennetlere kor dilşâd1; istediklerini de gayyalara atar nâşâd2 ederler. Bir de bakarsın, o güne kadar kavgasını verdikleri yüce ideallerin, en amansız hasmı kesilmişlerdir. Yıllarca uğrunda cansiperâne mücadele verdikleri şeyleri, bir hamlede yerle bir eder ve değişik şeylere destan tutmaya başlarlar. Bir bakarsın, devâir-i devlette3 yer kapma, kelepire koşma, onlar için mukaddeslerden mukaddes bir cihad; bir de bakarsın bu vatan ve bu millete hizmet etmek, onların nazarında küfür ve ilhad… Bazen, sarıya elpençe divan durup, turuncuyu alkışlamak en yüksek bir gaye; bazen ıspanak rengini selamlayıp mora gamze çakmak biricik mefkûre…

77