Güçlü ve muzaffer insan, kendini yenen insandır. Nefis ve kötü tutkuların esaretinden kurtulamamış sefil ruhlar, cihanlar fethetseler dahi mağlûp sayılırlar. Böylelerinin, bir baştan bir başa dünyayı işgal etmelerine fetih denemeyeceği gibi, istilâ ettikleri yerlerde de uzun zaman pâyidar olmalarına imkân yoktur.
Kendini cihanın tek hâkimi görme çılgınlığıyla, feylesof Molmey’in şahsında, ilim ve fazileti tokatlayan Napolyon, bilmem ki, ruhtaki bu hezimet ve yenilmenin Yena’daki mağlûbiyetten daha acı ve daha alçaltıcı olduğunu anlayabilmiş miydi?.. Merzifonlu, ordusunun Viyana’daki bozgunundan evvel, kendi içinde yenilmişti. Kumandanın ruhundaki hezimetle başlayıp yaygınlaşan tarihimizdeki bu ilk bozgun, onun kellesini alıp götürmeden başka, cihanın en muazzam fâtih ordusuna, firar etme gibi o güne kadar bilmediği bir şeyi de öğretmiş oluyordu. Aslan yürekli Yıldırım Han, Çubuk’ta değil, hasmını hakir ve kendini yeryüzünün biricik hükümdarı saydığı gün yenilmişti… Ve daha kimler…