İçeriğe geç

Hiçbir zaman hatırdan çıkarılmamalıdır ki; bir millet, arz edildiği ölçüde, kendini kurtaracak müessese ve ellerden mahrum kaldığı sürece, onun maddî refahı, iktisat ve ticareti, ziraat ve sanayii ve daha değişik istikametteki bütün hamleleri, batmaya yüz tutmuş bir vapurun direklerine boya çalmadan daha ileri bir mânâ ifade etmeyecektir.

Evet, ziraat modernleştirilmeli; ticaret -meşrû çizgide- çağın icaplarına göre ıslah edilmeli; büyük sanayiye giden yollardaki tıkanıklıklar açılmalı; ama bütün bunlardan evvel ve mutlaka, o millet fertleri, dekolte düşüncelerden kurtarılmalı; onun arş-ı ismetine3 uzanan şeytanî el ve kulaklar koparılmalı; asırlardan beri “garbın kanlı kâbusu” altında ruhunu saran hafakan ve cinnetlerden halâs edilmeli ve kendi “gök kubbe”si altında, kendi ibrişim ve kendi kanaviçeleriyle, kendi dünyasına ait motifler ortaya koymasına imkân ve zemin hazırlanmalıdır. Aksine, ruhunu mefistoya satmış gönüllerin, Elene’nin kapısında, Elene’ye hasret gidecekleri mukadderdir.

105