Onlar, daima ızdıraplıdırlar. Bağrında yetiştikleri toplumun değişip duran duygu ve düşünceleri, bozulup giden töreleri karşısında, her an inkisardan inkisara düşer ve iki büklüm olurlar. Ne var ki, aynı zamanda imanlı, ümitli ve fevkalâde gerilim içindedirler. Zaman zaman yalnız, kimsesiz kaldıkları ve toplumdan hakaret gördükleri olur. Ancak, daima neşeli ve huzur içindedirler. Sürekli;
Garibin kırık kalbinde ve bulanık bakışlarında bin hüzün ve bin keder nümayândır2. İniltileriyle o, Âdem Nebi’yi (aleyhisselâm), âh u efganıyla da Davud peygamberi (aleyhisselâm) hatırlatır. Yâd ellere düştüğü, azar görüp dost ikliminden uzaklaştığı için, “Cüdâ düştüm güzellerden derem vâ-hasretâ şimdi!” der sızlanır ve iştiyakla vuslat gününü, yâr ile hemdem olacağı ânı bekler. Bekler de buhurdanlar gibi tütüp duran gönlüne rahmet ilinden esip esip gelen yellerle, her an ayrı bir visâle, ayrı bir şevke erer. Bir de ruhunun ilhamlarını sinelerine boşaltabilecek âşina gönüller bulursa, büsbütün coşar ve bir çağlayana döner garip. Ve artık aşk ile girdiği bu yolda, serveti yağma olup gitse, ocağı sönse de gam izhâr eylemez garip. Hele milletinin ruhuna saldığı kıvılcımların, bir baştan bir başa bütün ülkeyi sardığını gördükçe, başı Cennet’lere ermiş gibi “dost dost!” deyip sonsuzluğa pervaz eder garip!..
Bin müjde gariplere! Bin muştu, fitnenin, fesadın ortalığı kasıp kavurduğu bir dönemde, ümit ve itminan soluyanlara, umumun huzur ve mutluluğu için şahsî haz ve zevklerini unutanlara!
Dipnotlar
- 2 Nümayân: Görünen, aşikâr olan, parlayan.