İçeriğe geç

Evet, ilim adamlarıyla, vüzerasıyla, ricâl-i devlet ve tebaasıyla bütün bir milletin hayat ve bekâsının teminatı olan millî değerleri yıkıp geçen bu devşirme ruhtur ki; insanlık ve mürüvvet yerine sun’îliği, yiğitlik yerine nâmertliği, ruhî düşünce yerine kaba kuvveti, kerâmet yerine hokkabazlığı, inanç yerine ilhad ve “reybîlik”i1 koyarak toplumu can evinden vurmuştur. Ve artık, tamamen kendini boşlukta hisseden yığınlar, fevkalâde bedbin, fevkalâde ümitsiz ve dermansızdırlar. Böyle bir toplumda ruh, kolsuz kanatsız; vicdan ledünnî zevklerden mahrum ve gönül bir kısım hasis menfaatler uğruna bin bir uğursuz heyecanın kaynağı hâline gelmiştir. Nihayet böylesine gerilerden geri bir hayat dekoru içinde, tembellik, plânsızlık ve cehaletin kolları arasında yetişip gelişen aşksız, heyecansız yığınlar, ses sanatkârlarının ama tamamen ilâhiliğini kaybetmiş nefes ve soluklarıyla kudsîlerden kudsî kelimelerin ticaretinin yapılmasını, kanaat ve düşünceleri adına çok büyük şeyler zannederek hep alkışlayıp uykuya devam etmişlerdir.

Ah, o istismarcı yaramaz hokkabazlar! Vah, o aldatılan mazlumlardan daha mazlum yığınlar!..

61