İçeriğe geç

Her bayram, bana, geleceğin rengârenk şehrâyinleriyle gelir; en tatlı ve en çarpıcı tarihî levhaları kalbime aksettirir, öyle gider. Ben, o gelip giden bayramlarda, maddî-mânevî irfana ermiş, duyguları itibarıyla incelmiş, ruhuyla bütünleşmiş ve birbiriyle sarmaş dolaş olmuş geleceğin mutlu nesillerini hayalen seyreder mest olurum. Gözümün önünde, kafası fen ve teknikle, kalbi Yüce Yaratıcı’ya imân, O’na muhabbet ve varlığa sevgiyle dolu, itminana ermiş insanlar belirir. Onların, gönlüme boşalttıkları ruhanî zevklerini vicdanımda hisseder ve emsalsiz dakikalar yaşarım. O iklimde, yaşlıları çok muhterem ve insanlığa yükselmiş, gençleri iffetli ve nefsini frenlemiş, çocukları (günebakanlar) gibi rengârenk ve yukarıdan gelen ışıklarla yüzleri hep aydın, kadınları bu sihirli cümbüşün hazırlayıcısı olarak tahayyül eder, iliklerime kadar hazlara gömülürüm.

Ve yine o iklimde, idare en hassas ve usta ellerin işlediği gergefler gibi ölçülü, nizam ve asayiş, kanaviçeden çıkmış bir nakış mevzuniyeti içinde belirir gözümün önünde… Teb’a ve “Başyüceler” topluluğu yan yana ve âhenk içindedir geleceğe ait bu senaryoda. Adalet coşkun ve şehbal açmıştır her tarafta; zulüm sarsık, yılgın ve mecalsizdir. Ne zalimin “hayhuy”u duyulur o âlemde, ne de mazlumun iniltisi…

Mektepler kâinatın sırlarını çözmeye çalışan birer laboratuvar gibi sıra sıra geçer hayalimden bayramlarda. Ve çıraklarını gökler ötesi esrâra ulaştıran yüce kamet muallimler görürüm o mekteplerde; yüzlerinde aydınlık, içlerinde samimiyet ve düşüncelerinde istikamet, yüce muallimler…

Bayramlarda, davul sesi duyar gibi olurum serhat boylarında!.. Ve gürül gürül fatih orduların tarrakaları gelir kulaklarıma; dünya muvazenesi için tehlikeleri göğüsleyen ve devletlerarası dengeyi temin uğrunda, yaşama haz ve zevklerini feda etmiş fatih orduların tarrakaları…

32