İçeriğe geç

Günümüzde çoklarının İnsanlığın İftihar Tablosu’na (sal­lal­lâhu aleyhi ve sellem) karşı alâkasızlığının sebebi, O’nu bilememeleri ve O’na yabancı kalmalarıdır. Şayet bu insanların içlerinde Efendimiz’e karşı bir çerağ tutuşturulabilse, bir meşale ucu gösterilebilseydi, onlar da merak gösterecek ve tanıma fırsatı bulacaklardı. Fakat sokak bu fırsatı vermediği gibi okullar ve hatta camiler bile O’nu lâyıkıyla tanıma imkânı sunmadı. Evde de böyle bir atmosfer oluşmadı. Dolayısıyla bu insanlar, Kâinatın İftihar Tablosu’nu (sallallâhu aleyhi ve sellem) tanımadan mahrum yetiştiler. Eğer bunca ihmal edilmişlik ve bunca zayi olmuşluğa rağmen hâlâ insanımızın gönlünde O’na ait mânâlar parıldıyorsa, hâlâ onlar “Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah” diyorlarsa, bunu Cenab-ı Hakk’ın ekstra bir lütfu olarak görmek gerekir.

En Büyük Nimet İçin Sürekli Dua

Rıza, Cennet ve Cennet’teki nimetlerden daha büyük bir nimet ise o zaman bizim de ellerimizi açıp sürekli “Allah’ım, beni rıza ufkuna ulaştır.” diye dua dua yalvarmamız gerekir. Evet, اَللّٰهُمَّ إِلَى مَا تُحِبُّ وَتَرْضَى “Allah’ım! Sevdiğin ve hoşnut olduğun şeye beni ulaştır!” diyerek nefes alıp vermeli; اَللّٰهُمَّ عَفْوَكَ وَعَافِيَتَكَ وَرِضَاكَ“Allah’ım! Senden af, afiyet ve rıza istiyorum!” diyerek oturup kalkmalıyız. Çünkü Cenab-ı Hak, insanın samimi olarak kalbden istediği şeyleri kendisine lütfedeceğini vaat ediyor. Fakat bu konuda ısrarcı olmak gerekir. Zira bazen istenilen şeylerin verilmesi, beş, on, belki de yirmi sene sonrasına bırakılmış olabilir. Bu açıdan Cenab-ı Hakk’ın bizden hoşnut olmasını istiyor, O’nun her bir icraatı karşısında nabızlarımızın hep rızayla atmasını, kalbimizin hep rıza sesi vermesini arzu ediyorsak on sene, yirmi sene bunun için yalvarıp yakarmalıyız.

279