İçeriğe geç

Fakat bir gün gelir de düşmanlığa kilitli mütecavizler –değişik zamanlarda olduğu gibi– kapınıza dayanır, ülkenize saldırır, ırz ve namusunuza göz diker ve sizi ayaklar altına almaya çalışırlarsa, elbette o zaman mücadelenin şekli değişecektir. Bu durumda kınına girmiş maddî kılıç kınından sıyrılıp devreye girecek ve Çanakkale’de, Sırpsındığı’nda, Yemen’de, Bingazi’de olduğu gibi yeniden cepheye koşulacak ve orada verilmesi gereken mücadelenin hakkı verilecektir. Tabi ki milletçe yapılacak böyle bir mücadele de ancak devletin karar vermesiyle ve onun gözetiminde yapılabilir. Bu da cihadın maddî türlerinden bir türüdür. Fakat çok yerde ifade ettiğimiz hakikati bir kez daha ifade etmek gerekirse, “cihad” denildiğinde mücahedenin sadece bir yönünü teşkil eden maddî cihadın türlerinden biri olan “sıcak savaş”ın anlaşılması kesinlikle doğru değildir. Çünkü hak ve hakikatin insanlarla buluşturulması adına veya zulüm ve haksızlıkları engelleme adına mücadele ve mücahedenin pek çok değişik şekli vardır. Ayrıca فِي سَبِيلِ اللّٰهِ “Allah yolunda Allah için” kaydının da ifade ettiği üzere yapılacak “eylem” tamamen ve hâlisen Allah (celle celâluhu) için olmalı; Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) ortaya koyduğu kural ve disiplinler gözetilerek hakperestçe yapılmalı; asla cihad kılıfıyla şahıs veya grup menfaati ya da gazabı uğruna hareket edilmemelidir.

Hâsılı, Cenab-ı Hak, her ne şekliyle olursa olsun burada يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّٰهِ buyurmak suretiyle umumi mânâda Allah yolunda mücadele etmeyi, İslâm dinine sahip çıkan insanların önemli bir vasfı, liyakatin de önemli bir esası olarak zikretmiştir.

Kınayanın Kınamasından Korkmama

185