İçeriğe geç

Buraya kadarki izahlardan anlaşılacağı üzere “aslî kaynak” diye ifade edebileceğimiz “me’haz” dediğimizde ilk anlaşılması gereken Kur’ân ve Sünnet’tir. Bununla birlikte bazı büyük şahsiyetler hayatlarını milimi milimine Kur’ân ve Sünnet yörüngeli yaşadıklarından ötürü halkın sevgi ve güvenini kazanmışlar ve bir mânâda izafî bir me’haz hâline gelmişlerdir.

Hakperest Âlimlerin Dimdik Duruşu

Mesela İmam Ebû Hanife’nin (rahmetullahi aleyh rahmeten vâsiaten) binlerce talebesi olduğu ifade ediliyor. Bunların bir kısmı İmam Ebû Yusuf, İmam Muhammed ve İmam Züfer gibi ulemadan olsa da, halk arasından da o halkaya dâhil olan ve gelip onu –belki tam olarak anlayamasa da– kenarından, köşesinden dinleyen çok sayıda insan olmuştur. Avamdan olan insanların bu halkada konuşulan derin ilmî meseleleri, onların menatlarını, konuyla ilgili usûl-i fıkıh disiplinlerini, içtihat sistematiğini anlamaları çok zordur. Fakat Hazret’in öyle bir Allah’a (celle celâluhu) teveccühü, Peygamberimiz’e bağlılığı ve din yolunda dimdik duruşu vardır ki işte bu duruş, o insanların gönlünde bin tane delilden daha güçlü tesir meydana getirmiştir.

138