Aynı zamanda istişareye katılan herkes, çok hakperest olmalıdır. Özellikle sözü dinlenen büyük insanların bu konuda çok hassas hareket etmeleri gerekir. Zira bu tür insanlar ne derlerse desinler, onların sözleri saygı görür. Hâlbuki onların söylediği sözler içerisinde de hata ve yanlışlar olabilir. İşte bu noktada hakperestlik adına büyüklerin yapması gereken şudur: Söyledikleri sözün yanlış olduğunu anladıkları an hemen hatalarından dönmesini bilmeli ve bu konuda çok rahat olmalıdırlar. Ayrıca konuşması gereken bir insanın konuşacağı yerde, konuşmaması gereken insanların konuşması hem istifade edilecek sözün arka plâna itilmesine hem de gereksiz bir kısım dedikodulara girilmesine sebebiyet vermiş olur.
Yılandan Çıyandan Kaçar Gibi Gıybetten Uzak Durulmalı
Meşverette dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan biri de, istişare esnasında gıybete düşmeme konusunda hassas davranmak ve gereksiz yere başkalarını çekiştirmemektir. Yoksa kazanma kuşağında kaybetmiş, hak yolunda hizmet ettiğimizi zannettiğimiz anda kalbimizden daha büyük hâle getirdiğimiz dilimizi kirletmiş, mânevî ve ruhî hayatımızı söndürmüş oluruz. Bu açıdan gıybete girmeme konusunda hassaslardan daha hassas olmalı, şayet ezkaza gıybet yapıldıysa, o zaman da söz konusu şahsa gidilerek ondan helâllik istenmelidir. Hatta belli mevzular konuşulurken çerçeve çok iyi belirlenmelidir ki, insanlar yanlış bir yöne sevk edilmesin ve suizanna kapı aralanmasın. Bu tür durumlara meydan verilmemesi için gerektiğinde sözü mahz-ı hakikat olan insanlar bile susmasını bilmelidir. Onlar önce susmalı ve “Acaba bu hakikati kimseyi rencide etmeden nasıl ifade edebilirim?” diyerek daha derince düşündükten sonra söyleyeceklerini söylemelidirler.