Aslında, Allah’ın, Zât’ına olan sevgisinin (muhabbet-i Zâtî) tezahürüne bağlı olarak yaratılan insan, ancak böyle davranmakla yaratılış esprisine uygun hareket etmiş sayılır; yani Allah’ın, Zât’ına ve sıfatlarına karşı olan muhabbeti, insanoğlunda O’na karşı aşk şeklinde tecellî edince, işte o zaman insan, yaratılış gayesiyle buluşmuş olur; böylece her şey de gider, yerli yerine oturur.
43