Her ulaştıkları mârifet ve muhabbet zirvesini ulaşılacak son şâhika sanır; “Allahu Ekber”lerle tazimlerini seslendirir, “Elhamdülillâh” senâlarıyla minnetlerini dile getirirler; ama, iki adım daha atınca, yeni bir sürpriz sağanağıyla karşılaşır ve kendilerini farklı bir mârifet ve ruhanî zevkler zemzemesi içinde bulurlar.
Her ulaştıkları menzilde o Güzeller Güzeli’ni daha değişik tecellîleriyle duyar, bir kere daha aşk u şevkle gürler ve yürürler daha ötelerdeki ayrı bir menzile. Yürüdükleri yolda güzellikleri güzellikler takip eder; ama, ne O’nun cemalinin cilveleri biter ne de ruhlarda onları temâşâ zevki.
Görüp duyanlar için aşk u iştiyak da bu yolda, deryayı işaretleyen damla damla vuslat da bu yoldadır. Katrede deryayı görenler, zerrede kehkeşanları müşâhede edenler kim bilir ötelerden daha nelere şahit olur ve ne duyulmadık sesler dinlerler. Zira, “Bir aynadır bu âlem, her şey Hak ile kaim.” (Anonim) ve bakıp bunları okumaktır yaratılıştan gaye, insan olmadaki hikmet…