İçeriğe geç

Bir keresinde, Allah’ın dilemesine havale etmeden, “Yarın bu işi yaparım.” dediği için “Hiçbir şey için bunu yarın yapacağım deme! Ancak ‘Allah dilerse.’ (de). Unuttuğun zaman Rabbini an ve ‘Umarım Rabbim beni bundan daha doğru bir bilgiye ulaştırır.’ de.”24 emir ve tembihinde bulunmuş, bir başka sefer “İnsanlardan korkup çekiniyordun; oysa asıl çekinmeye lâyık olan Allah idi.”25 itap işmam eder mahiyette sadece Allah’tan korkulması lâzım geldiğini ihtar etmişti.

Zevcelerinin bir meseledeki tavırlarına karşı, bal şerbeti içmemeye yemin edince “Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını arayarak Allah’ın sana helâl kıldığı şeyi niçin haram kılıyorsun? Allah çok gafûr ve rahimdir.”26 diyerek sertçe ikaz ediyordu.

Daha bunlar gibi, pek çok‎ âyetle, bir taraftan O’nun vazife, mesuliyet ve salâhiyetlerinin sınırları belirlenirken, diğer taraftan az dahi olsa bu sınırlara riayet edilmediği, vazife ve mesuliyetin mukarrabîne göre yerine getirilmediği zamanlarda O’na itap edilmiş, tembihte bulunulmuş ve yer yer sertçe uyarmalar yapılmıştır.

Şimdi hiç akıl kabul eder mi ki, bir insan bir kitap telif etsin, sonra da o kitabın muhtelif yerlerine kendi hakkında, itap, kınama, ikaz ve ihtar ifade eden âyetler yerleştirsin. Hâşâ!… O kitap Allah Kitabı, o Zât (sallallâhu aleyhi ve sellem) da O’nun şerefli mübelliğidir…

6. Belâgat Harikası

Kur’ân-ı Kerim, bir belâgat harikasıdır ve bu sahada eşi menendi yoktur. Bu itibarla da onu bir beşere mâl etmek mümkün değildir.

22