sevdirmesine karşılık onlardan teşekkür istediğini, onları sevmesine karşılık O’nu sevmelerini ve kıymetli sanatlarına karşı medh ü senâda bulunmalarını emrettiğini haber verir. Her bir canlının hayatının doğrudan doğruya, vasıtasız olarak Hayy ve Kayyûm Zât’ın kudret elinde olduğunu bildirir.
Dördüncü Remiz ................................................................................... 457
Hayatın, imanın altı şartı olan
اٰمَنْتُ بِاللّٰهِ وَمَلَائِكَتِه۪ وَكُتُبِه۪ وَرُسُلِه۪ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَبِالْقَدَرِ خَيْرِه۪ وَشَرِّه۪ مِنَ اللّٰهِ تَعَالٰى، وَالْبَعْثُ بَعْدَ الْمَوْتِ حَقٌّ أَشْهَدُ أَنْ لاۤ إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا رَسُولُ اللّٰهِ
esaslarına bakıp onları ispat ettiğini o kadar tatlı bir tarzda ders verir ve izah eder ki, o beliğ üslûp insanı hayran bırakır.
Beşinci Remiz ......................................................................................... 462
Birinci İşaret’in on altıncı hususiyetinde zikredilen: Hayat bir şeye girdiği zaman o cismi bir âlem hükmüne getirdiği, ona cüz’ ise küll gibi, cüz’î ise küllî gibi bir kuşatıcılık verdiği hakikatini pek çok güzellikle beraber gayet şirin bir tarzda izah eder. Son kısmında da İsm-i Âzam’ın bazı veli zâtlar için farklı olduğunu bildirir.
Altıncı Nükte .......................................................................................... 465
Cenâb-ı Hakk’ın kayyûmiyetine bakan ayetlerin bir nüktesine ve “Kayyûm” İsm-i Âzam’ının büyük bir cilvesine kısaca beş “şuâ” ile işaret eder.
Birinci Şuâ ................................................................................................ 467
Bu kâinatın yüce Yaratıcısı bizatihi Kayyûm’dur, Dâim’dir, Bâki’dir. Her şey O’nun kayyûmiyetiyle devam eder, varlık âleminde kalır, bekâ
Dipnotlar
- “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah Teâlâ’dan geldiğine, ölümden sonra dirilişin hak olduğuna iman ettim. Allah’tan başka ibadete lâyık ilah bulunmadığına ve Muhammed’in Allah Resûlü olduğuna şehadet ederim.” Ebû Hanîfe, el-Fıkhu’l-ekber s. 27-29. Bunları iman esaslarından sayan hadisler için bkz. Buhârî, îmân 50; tefsîr (31) 2; Müslim, îmân 1, 8, 9.