dersine dönüşür. Hem bir şeriat, hüküm ve hikmet kitabı, hem bir inanç, iman, zikir, fikir, dua ve davet kitabı olduğunu gösterir. Her makamda irşada dair pek çok maksadı ders verir. Mekke’de inen ayetlerin belâgatinden farklı olarak parlak, mucizevî bir üslûp ortaya koyar. Bazen iki kelimede, mesela رَبُّ الْعَالَمِينَ ve رَبُّكَ ifadelerinde, رَبُّكَ tabiriyle ehadiyeti, yani Allah’ın birliğinin her varlıkta ayrı ayrı tecelli etmesini; رَبُّ الْعَالَمِينَ tabiriyle de vahidiyeti, yani O’nun bütün varlıkları bir anda kuşatan birlik tecellisini bildirir. Ehadiyet içinde vahidiyeti ifade eder. Hatta bir ayette bir zerreyi gözbebeğinde gördüğü ve oraya yerleştirdiği gibi, güneşi de aynı ayetle göğün gözbebeğine yerleştirir ve göğe bir göz yapar.
Mesela, خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْأَرْضَ ayetinden sonra, يُولِجُ اللَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ ayetinin ardından وَهُوَ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ der. “Yerde ve gökte olup bitenleri bildiği gibi kalblerin içindekileri de bilir.” mânâsını ifade eder. Böylece o sade, avamın anlayışına göre olan basit konuşma, yüce, cazibeli, umumi ve insanları doğru yola sevk eden bir hitaba döner.
Bir soru: Bazen mühim bir hakikat, sığ nazarlara görünmediğinden ve bazı makamlarda basit bir hadise vesilesiyle yüksek bir tevhid neticesi veya küllî bir hüküm beyan edilmesindeki sır bilinmediğinden, bu bir kusur zannedilir. Mesela, “Hazreti Yusuf’un (aleyhisselam), kardeşini bir hile ile alması” hadisesi beyan edilirken, وَفَوْقَ كُلِّ ذِي عِلْمٍ عَلِيمٌ diye gayet yüksek bir düsturun zikredilmesi, belâgat bakımından münasebetli görünmüyor. Bunun sırrı ve hikmeti nedir?
Cevap: Her biri küçük birer Kur’an olan uzun ve orta uzunluktaki çoğu sûrede pek çok sayfa ve makamda yalnız iki-üç maksat değil,
Dipnotlar
- “Âlemlerin Rabbi” (A’râf sûresi, 7/54; Şuarâ sûresi, 26/23; Kasas sûresi, 28/30; Mü’min sûresi, 40/64; Fussilet sûresi, 41/9; Tekvir sûresi, 81/29; Hâkka sûresi, 69/4)
- “Senin Rabbin” (Bakara sûresi, 2/30, Mâide sûresi, 5/24, 112; En’âm sûresi, 6/112, 131, 132, 133, 158; A’râf sûresi, 7/167, 172; Enfâl sûresi, 8/5; …)
- “Gökleri ve yeri yaratan…” (En’âm sûresi, 6/1, 73; A’râf sûresi, 7/54; Tevbe sûresi, 9/36; Yûnus sûresi, 10/3…)
- “Geceyi gündüze katar, böylece gündüz uzar. Gündüzü geceye katar, böylece gece uzar.” (Hadîd sûresi, 57/6)
- “Kalplerin içindekileri O bilir.” (Hadîd sûresi, 57/6)
- Bkz. “İşte Biz Yusuf’a, kardeşini alıkoyması için böyle bir plan öğrettik.” (Yûsuf sûresi, 12/76)
- “Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bir bilen bulunur.” (Yûsuf sûresi, 12/76)