İçeriğe geç

Kur’an’ın cehenneme dair beyanları o kadar açıktır ki, başka izaha ihtiyaç bırakmıyor. Yalnız birkaç zayıf şüpheyi giderecek iki üç nükteyi –etraflıca izahını Risale-i Nur’a havale edip gayet kısa bir özetle– söyleyeceğiz.

Birinci Nükte

Cehennem fikri, verdiği korkuyla geçmiş iman meyvelerinin lezzetini kaçırmıyor. Çünkü Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz rahmeti korkan insana der ki:

“Bana gel, tevbe kapısından gir ki cehennemin varlığı değil korkutmak, aksine, sana cennetin lezzetlerini tam bildirsin, senin ve hukukuna tecavüz edilen sayısız mahlûkun intikamlarını alsın, sizi keyiflendirsin. Eğer dalâlette boğulup çıkamıyorsan yine cehennemin varlığı ebedî idamdan, yok oluştan bin derece hayırlıdır, kâfirlere de bir nevi merhamettir. Çünkü insan, hatta yavrulayan hayvanlar dahi yavrusunun, evladının, akrabasının ve dostlarının lezzet ve saadetlerinden lezzet duyar, bir yönden mesut olur.

Şu halde sen ey dinsiz, dalâletin itibarı ile ya ebedî idamla yokluğa, hiçliğe düşecek ya da cehenneme gireceksin! Şerrin kaynağı ve baştan başa şer olan yoklukta, bütün sevdiklerinin ve saadetlerinden memnun ve bir derece mesut olduğun bütün akrabalarının, aslının ve neslinin seninle beraber idamı ruhunu, kalbini, insana has mahiyetini cehennemden binlerce derece daha fazla yakar. Çünkü cehennem olmazsa cennet de olmaz. Her şey senin küfrünle hiçliğe düşer. Eğer cehenneme girsen, varlık dairesinde kalsan, sevdiklerin ve akrabaların ya cennette mesut olur ya da varlık dairelerinde bir yönden merhamete erişirler. Demek, her durumda cehennemin varlığına taraftar olman lâzımdır. Cehennemin aleyhinde bulunmak yokluğa, hiçliğe taraftar olmaktır ki bu, sayısız dostunun saadetlerinin yok olmasına taraftarlıktır.”

Evet, cehennem hayrın kaynağı olan varlık dairesinin Hâkim-i Zülcelâl’inin hikmetli ve adil şekilde bir hapishane vazifesi gören dehşetli, celâl sıfatlarının tecelli ettiği, mevcut bir ülkesidir. Hapishane vazifesi de görmekle beraber başka pek çok vazifesi var. Pek çok hikmeti ve bekâ âlemine ait hizmetleri bulunur. Ve zebaniler gibi hayat sahibi pek çok varlığın, Cenâb-ı Hakk’ın celâl tecellilerine ayna olan meskenidir.

60