İçeriğe geç

• o sarayın diğer sakinlerinde tasarruf etmeye izinli en faal me-

muru..

• kâinat şehrinin, yeryüzü mahallesinin bahçesinde ve tarlasında

işleyişin bir dengeyle devam etmesine ve oraya tohum ekilmesine nezarete memur..

• yüzlerce fen ve binlerce sanatla donatılmış en gürültülü ve so-

rumlu nezaretçisi..

• kâinat ülkesinin dünya memleketinde Ezel ve Ebed Padişahı’nın

çok dikkat altındaki bir müfettişi, bir nevi yeryüzünün halifesi..

• cüzî ve küllî hareketleri kaydedilen, yeryüzünde tasarruf eden.. • göklerin, yerin ve dağların kaldırmaktan çekindiği emanet-i

kübrâyı omzuna alan..

• önüne hayret verici iki yol açılan; birinde canlıların en talihsizi,

diğerinde en bahtiyarı..

• çok geniş bir kullukla vazifeli küllî bir kul..

• Kâinat Sultanı’nın ism-i âzamına mazhar ve bütün isimlerinin

en kuşatıcı bir aynası..

• O’nun hitabına ve konuşmalarına en anlayışlı, has bir muha-

tap..

• kâinattaki canlılar içinde en muhtaç; sonsuz fakr ve acziyle be-

raber sonsuz maksatları, arzuları, düşmanları ve onu inciten zararlı şeyler bulunan çaresiz bir canlı..

• kabiliyetçe en zengin..

• hayattan en çok elem duyan ve lezzetleri dehşetli elemlerle ka-

rışık olan..

• bekâya en çok arzu duyan, en muhtaç, en lâyık ve onu hak

eden, daimî bir hayatı ve ebedî saadeti hadsiz dualarla isteyen ve bunun için yalvaran..

• bütün dünya lezzetleri kendisine verilse bekâya karşı arzusunu

tatmin etmeyen ve ona ihsanlarda bulunan Zât’ı kulluk ederek seven, sevdiren ve O’nun tarafından sevilen, Samed Yaratıcı-

nın çok harika bir kudret mucizesi ve bir yaratılış harikası..

• ve kâinatı içine alan, kendine has bütün donanımı ve kabiliyet-

leri ebede gitmek için yaratıldığına şahitlik eden bir varlıktır.

48