İçeriğe geç

Aynen öyle de, bu âlem şehrinde, dünya sarayının çatısındaki yıldız lambalarının bir kısmı –astronominin dediğine bakılırsa– yerküreden bin kat büyük olduğu ve top güllesinden yetmiş kat süratli hareket ettiği halde düzeni bozmuyor, birbirine çarpmıyor ve sönmüyor, yanmalarını sağlayan maddeleri tükenmiyor. Okuduğunuz astronominin dediğine göre, dünyadan bir milyon kattan daha büyük olan, bir milyon seneden daha uzun yaşayan ve Rahman’ın şu misafirhanesine bir lamba ve soba vazifesi gören güneşimizin yanmaya devam etmesi için, her gün yeryüzünün denizleri kadar gazyağı ve dağları kadar kömür veya bin yeryüzü kadar odun yığını lâzımdır. Onu ve onun gibi büyük yıldızları gazyağı, odun ve kömür olmadan yakan ve söndürmeyen, beraberce süratle hareket ettiren, birbirine çarptırmayan sonsuz bir kudreti ve saltanatı ışık parmaklarıyla gösteren bu muhteşem kâinat şehrindeki dünya sarayının elektrik lambaları ve onların idaresi şu misaldekinden ne derece büyük ve mükemmeldir... İşte sizin okuduğunuz veya okuyacağınız elektrikle ilgili ilimler de kendi pencerelerinden, bu büyük kâinat sergisinin Sultan’ı, nurlandıran Münevvir’i, idare eden Müdebbir’i ve Sâni’i olan Zât’ı o nuranî yıldızları şahit göstererek o derecede tanıtır, tesbih ve takdislerle sevdirir ve herkesi O’na ibadet ettirir.

Hem mesela, nasıl ki, her satırında ince yazılmış bir kitap ya da her kelimesinde ince kalemle işlenmiş bir Kur’an sûresi bulunan gayet mânidar, bütün meseleleri birbirini destekleyen, kâtibini ve müellifini fevkalâde maharetli, kudretli gösteren hayret verici bir kitap, şüphesiz, gündüz gibi, yazarını mükemmel vasıflarıyla, hünerleriyle bildirir, tanıtır. “Mâşallah, bârekâllah” sözleriyle takdir ettirir.

Aynen öyle de, bu büyük kâinat kitabının bir tek sayfası olan yeryüzünde ve bir tek forması olan baharda, üç yüz bin ayrı ayrı kitap hükmündeki üç yüz bin bitki ve hayvan türünü beraberce, birbiri içinde, yanlışsız, hatasız, birbirine karıştırmadan, şaşırmadan, mükemmel, muntazam bir şekilde yazan bir kalemin işlediğini gözümüzle görüyoruz. O kalem, bazen ağaç gibi bir kelimede bir kasideyi, çekirdek gibi bir noktada bir kitabın bütün fihristini yazar. Bu sonsuz derecede mânidar ve her kelimesinde çok hikmetler bulunan kâinat kitabı ve cisme bürünmüş en büyük Kur’an hükmündeki âlem, şu misaldeki

35