İçeriğe geç

bize acıyıp imdadımıza kendi kendine koşmaz, emirsiz meydana çıkmaz ve gizlenmez; aksine, gayet Kadir ve Rahîm bir Kumandanın emriyle hareket eder ki bir iz bırakmadan gizlenir.. bir defada meydana çıkar, iş başına geçer.. gayet faal ve müteâl (aşkın), gayet cilveleri bulunan haşmetli bir Sultanın fermanı ve kuvvetiyle –her vakit– hava âlemini doldurup boşaltır.. havayı o Zât’ın “sürekli, hikmetle yazıp paydos ile bozduğu” tahtasına, mahv ve ispat levhasına, haşir ve kıyamet suretine çevirir. Gayet lütufkâr, gayet ihsan ve kerem sahibi, yarattıklarının ihtiyacına cevap vermeyi ve onları görüp gözetmeyi seven bir Hâkim-i Müdebbir’in, her şeyi sonsuz hikmetiyle çekip çeviren bir Zât’ın idaresiyle rüzgâra biner ve dağlar gibi yağmur hazinelerini bindirir, muhtaç olan yerlere yetişir. Âdeta onlara acıyıp ağlayarak, gözyaşlarıyla o muhtaçları çiçeklerle güldürür, güneş sıcaklığının şiddetini azaltarak serinletir. Sünger gibi, bahçelerine su serper ve yeryüzünü yıkar, temizler.”

Hem o meraklı yolcu kendi aklına şöyle der: “Bu cansız, hayatsız, şuursuz, devamlı çalkalanan, kararsız, fırtınalı, dağdağalı, sabit olmayan, hedefsiz havanın perdesi ve görünen suretiyle meydana gelen; hikmetle, merhametle ve sanatkârca gerçekleşen yüz binlerce iş, ihsan ve yardımlar açıkça ispat eder ki, bu çalışkan rüzgârın, bu hareketli hizmetkârın kendi başına hiçbir hareketi yok; o, gayet Kadir ve Alîm, gayet Hakîm ve Kerîm bir âmirin emriyle hareket eder. Âdeta her bir zerresi her işi bilen ve o âmirin her emrini anlayan, dinleyen bir asker gibi, havada cereyan eden her bir Rabbanî emri dinler, itaat eder. Bütün hayvanların nefes almasına ve yaşamasına, bitkilerin aşılanmasına, büyümesine ve hayatı için lüzumlu maddelerin yetiştirilmesine, bulutların sevk ve idaresine, yakıtsız gemilerin seyr u seyahatine.. bilhassa seslerin ve bilhassa telsiz telefon, telgraf ve radyo ile konuşmaların nakline yarayan rüzgârın böyle umumi ve küllî hizmetlerinden başka; azot ve oksijen gibi iki basit maddeden ibaret hava zerrelerinin, birbirinin benzeriyken yeryüzünde yüz binlerce tarzda bulunan Rabbanî sanatlarda kusursuz bir intizamla, bir hikmet eli tarafından çalıştırıldığını görüyorum.

Demek, وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمٓاءِ وَالْأَرْضِ ayetinin açık beyanıyla; rüzgârı istediği gibi idare edip sayısız Rabbanî hizmetlerde

118