Bunu, bir yönüyle doğru olsa da, başka bir yönüyle çok büyük bir hata sayıyor ve Müslümanlığı ittiham kabul ediyorum. Hatta eğer, bilerek yapılıyorsa bunun arkasında art niyet bile olabilir. Çünkü bir kere bunda Müslümanlığı ütopik bir hayat tarzı gibi gösterme var. Sonra bu ifadeye göre İslâm, bir kere yaşanmış, bir daha yaşanmaz mânâsına gelebilir. Kıyamete kadar, değişik ellerde yeniden parlayacak, revnakdar bir hâl alacak ve kendisini gösterecek olan bu hak din, sanki 30 sene yaşanmış, bitmiş, miadını doldurmuş bir din gibi gösterilmektedir.
Bence bunun yerine şöyle demek belki daha doğru olur: “O, yüzde yüz kendine has keyfiyetiyle, semavî orijiniyle sadece Raşid Halifeler döneminde yaşanmıştı, ama zaman zaman o seviyede Müslümanlığı temsil eden kimselerin tarihin kaderine hâkim olduğu da bir gerçek.”
Yeryüzünde daima çeşitli cemaatlerin Müslümanlığı yaşadığını inkâr etmek nankörlük olur. Bugün dahi, gözünün yaşıyla, içinin sızlamasıyla ve gecelerini ihya etmesiyle Allah’ın hoşnut olacağı şekilde Müslümanlığı yaşama azmi içinde bulunan nice insan vardır. “İslâm, Raşid Halifeler döneminde yaşandı ve bitti.” demek, bugünkü insanları tahkir ve tezyiftir. Ayrıca bu samimî insanların Müslümanlığını kabul etmeme gibi büyük bir yanlışlık da söz konusudur.
Raşid Halifeler döneminde İslâmiyet’in saf ve dupduru, süt, Cennet kevseri, şerbet ve asel-i musaffa gibi yaşandığı doğrudur. Ancak biz daha sonra da onun balını ve kaymağını hep görmüşüzdür. Bugüne kadar çeşitli devirlerde gördüğümüz gibi, bundan sonra da –Allah’ın izni ve inayetiyle– yine göreceğiz.