İçeriğe geç

Bir insan, hayvaniyet mertebesinde iken bir zerrenin içinde boğulabilir ve bir damlada kaybolabilir. Bazı hayvanlar, vurulacaklarmış, öldürüleceklermiş ve kapana kıstırılacaklarmış düşüncesiyle her an tetiktedirler ve hep onun rahatsızlığını yaşarlar. Bazıları bir tek dane için başını kapana sokar ve orada kısılıp kalırlar. Bazıları ise bir anlık hissin mağlubu olarak bir sıçrama ile perişan olur giderler. Bütün bunlar, mukteza-i hayvaniyettir. İnsan, böyle bir hâle geldiği zaman hayali fıskın tesirine girmesine meydan vermeden hemen silkinip o işin içinden çıkmalı, Allah Resûlü’nün ifadeleri içinde abdeste koşmalı, başını yere koyup secde etmeli, “Aman yâ Rabbi, Sana sığınıyorum!” demeli ve mertebe-i hayvaniyetten sıyrılmalı ve onun neticeleri veya sâikleri olan fısk u fücurdan uzak durmalıdır. Esasen bu durum herkesin başına gelebilir. Ancak insan olan insan, onu sırtından atmasını ve yükselmesini de bilmelidir.

İşte bu hâli yaşayan insan, bir danede boğulabilir ve bir damlada mahvolabilir. Ancak sıçramasını bilen ve fırlayıp insanlık mertebesine yükselenler de o mertebede akıl ve iradelerini kullanarak hayvanî tabiatların maruz kaldıkları durumdan kurtulabilirler. İçinde Allah korkusu, Cennet’i kaybetme ürpertisi, letâifini öldürme ve söndürme endişesi olmayanlar her an böyle bir çukura düşebilirler.

197